Aklın ve Düşüncenin İmkanı
AKLIN VE DÜŞÜNCENİN İMKANI
Bilinç-Melek-İnsan
Bilgi Bir Nokta İdi Cahiller Onu Çoğalttı
Diyalektik Matrix
Başlamak Sırmış Meğer Amaç Yolda Olmakmış
Aramakla Bulunmaz Bulanlar Arayanlarmış
Düşünen Herkese
VAROLUŞ / KÜNTÜ KENZ /VARLIĞIN MERKEZİ
Ezeli ve ebedi (başlangıcı ve sonu olmayan), varlığı kendinden olan Allah, bilinmeyi dilemiş;zamanı yaratmış, sonra zamana bağımlı olanvarlığı/maddeyi (evreni/kainatı) ve melek türünüdaha sonra da insan türünü (Adem) yaratmıştır. Allah’ın yaratması; varlığı, yoklukta bırakmamak içindir ve tercihini yaratmaktan yana kullanmasının bir sonucudur. Bu ise Rahman ve Rahim isminin bir tecellisi olsa gerek. Allah’ın, kainatı ve içindekileri yaratma/varetme amacı isekendisini göstermeyi, bilinmeyi dilemesidir. Bu ihsanlar, her daim yaratmalar ve lütuflar olmasaydı, Allah’ın bu sıfatları belkide tecelli etmemiş olacaktı. Ama varlığı her daim hiç birşeye ihtiyaç duymadan devam edecekti.
Hayatı kurgulayan Allah, güzeldir ve mutlak tercih hakkına sahiptir. Neden? Niçin? soruları O’nu bulmaya yönelik olmalı, benlikleri, nefisleri tatmin etmeye yönelik değil. Çünkü melek ve insanın, Allah’a ulaşmadan varlığını anlamlandırması mümkün değildir. Varoluşu Yaratıcıya bağlı. Sonuç olarak diyebiliriz ki; Yaratılış, Allah’ın sıfatlarının tecelli etmesinden kaynaklanıyor. Mutlak hikmeti şüphesiz Allah bilir. İlk ve son, iç ve dış Allah’tır ve Allah her şeye kadirdir. (Allah alimdir) (Hadid-3) “Allah gökleri ve yeri altı günde (altı zamanda-aşamada-evrede) yarattı.” Sonra Allah, arşa istiva etti (arşı istila etti-kapsadı-kapladı)”. (Araf-54) Şu ayetle her şeyi kapladığını teyit etti. “Allah her şeyi muhittir (ihate etmiştir, kaplamıştır).” (Fussilet-54) “(Sonra her şeyi yok edecek, Zatı baki kalacaktır).“ (Kasas-88) Allah’ın zatı, alemlerden (Her şeyden, evrenden yaratıklardan müstağnidir, ganidir). Allah evren olmadan da vardır ve alidir-aşkındır. Allah sameddir. Varolmada ve varlığını devam ettirmede hiçbir şeye muhtaç değildir. Fakat yarattıkları evren ve içindekiler, var olmada ve varlığını devamettirmede Allah’ın zatına muhtaçtırlar. Allah, ilk varın kendisi, son varın kendisi, dış varın kendisi ve iç varın kendisi olduğunu buyurmakta. (Zahir-batın Allah’tır) Sonra kendisinin, evreni yaratıp, kapsadığını ve evreni aşkın olup, sonsuz olduğunu vurgulamakta. Evvel- ahir ilk ve son Allah’tır. Her şeyi bilen Rab olduğunu ve her şeyi donattığını, eğittiğini, yönettiğini buyurmaktadır. Allah; kendi kudretinde, gizli iken bilinmeyi dileyip, zamanı, evreni, alemleri ve içindeki her şeyi yarattığını, daha dünyanın ötesinde gökleriolduğunu orada da soyut-gaybi nesneler olduğunu (melek/cin) gayb-gizli alemlerin de bulunduğunu, canlılığı/ruhu gayb alemindeninsana, melek/cine, kendi ruhundan vererek, onu bilmekli, düşünen, akleden, anlayışlı kıldığını bu suretle melekle ve insanla diyaloğu, zati ve sıfatiilişkisi bulunduğunu beyan etmektedir.
47
Allah kendi kudretinde gizli iken, kendindenbaşka hiç kimse yok iken ve kendini kendindenbaşka bilen de yok iken, zatından zatına tecelliedip, önce arşı, arşın nurundan melek/cin türünü yarattığını sonra, sırası ile örnekler alemini, güneşi, gezegenleri, yıldızları, sonra cisimler alemi olan yerküreyi güneşin hararetinin yoğunlaşması sonucu yarattığını, sonra da insan türünü yaratıp, Zati Nuru olan ruhunu/nefsini/canını verdiğini açıklamıştır. İnsan ve meleğin ruhu/nefsi/canı/kişiliği; kendi bedeninden ayrı bir varlık değildir ve bedeniylebirlikte gelişir, olgunlaşır, tekamül eder. İnsan vemelek kendi bedeniyle birlikte vardır. Uyanıkkenve uyurken hayal aleminde dolaşan ise insan vemelek beyninin ürünü olan düşüncedir. Allah; herşeyi kapladığını, aştığını, melek/cin ve insanla konuştuğunu, kelam ettiğini, okumayı, yazmayı, dilleri öğrettiğini açıklamıştır…
Allah’ın varlığını kavrayabilecek nicelik ve nitelikle yaratılan bilinçli varlıkların yaratılış sırası; önce melek/cin, sonra insan şeklinde olmuştur. Melek/cin türü ateşten/enerjiden, insan türü ise topraktan/maddeden yaratılmıştır/varedilmiştir. Melek ve cin aynı türü ifade eder. Bu türün inanan/iyilerine melek, kafirlerine/kötülerine ise cin/şeytan da denilmektedir. Melek/cin; görünmeyen, enerji, bilinmeyen, yabancı, tanınmayan demektir. İnsantürünün ve melek türünün dışındaki evrendeki canlı ve cansız diğer bütün varlıklar, Allah’ın evrende varettiği eşyanın tabiatına (doğadaki yasalarına-kurallarına) uygun olarak hareket ederler, ancak bilinçli ve sorumlu varlıklardeğillerdir. Yani bilinçli ve sorumlu olarak iki tür mevcuttur. Melek/cin ve insan/adem… Adem bir türdür. Tekil değildir. İnsan türünü ifade eder. İnsan (adem, havva) türdür. Tekil insan anlamında isim değil, insanlar anlamında sıfattır. İlk insan (adem, havva) bir tür olarak yeryüzünün çeşitli bölgelerinde eşzamanlı olarak çok sayıda yaratılmıştır. Bir tek insandan çoğalma tezi yanlıştır ve Kuran ile çelişir. Allah’ı tanımak isteyenler, bu tür yanlış inanışların Kuran’da olmadığını Kuran ile teyit ederek görünce bilgiye ulaşmış, hakikati görmüş ve bilenlerden olarak mutlak bilgiye ulaşmış olurlar. Yaratılışta, insan türüne saygı göstermeyi, yardım etmeyireddeden, melek türünün kafir olanı yani şeytanlaşmış melek/cindir. (2:34) İnsanın yaratılışından sonra şeytanlaşma temayülü insan türünde de oluşmuştur. Şeytan; kafir melek/cin ve insandır. (114:6) Şeytan ayrı bir tür değil, (kafir) gerçeği örten özellikler gösteren melek/cinve insanın bu durumunu devam ettirdiği süre içindeki halidir. Şeytan diye ayrı ontolojik bir varlık türü yoktur. Şeytanlaşan insan ve melek/cin vardır. Şeytan/iblis bir sıfattır. Kötülüğü temsil eder. Vesvese ve kötü düşüncedir. İnsan ve melek özgür iradesiyle yaşar ve ölür. Yaşam boyu tercihleriyle ilgili cennet ya da cehenneme muhataptır. Evrende bulunan; insan, melek, hayvanlar ve bitkiler dahil bütün canlılar ölümlüdür. Adaletli olan Allah; insan, melek/cin, hayvanlar ve bitkilerden, canlı ve cansız bütün varlıklardan; yaşamları boyunca birbirlerine hakkı geçenlerin haklarını Ahirette teslim edecektir.
47
Ahirette, insan, melek/cin ve bütün canlılar evrendeki/dünyadaki bedenleri ile tekrar diriltilecek ve hesaplaşma olacaktır.
EVRENDEKİ CANLI TÜRLERİ VEBİLİNÇ
Evrende sadece dört tür canlı mevcuttur. Diğer tüm varlık cansızdır. Bilinci olan insan ve melek/cin türü ile (melek ve cin diye adlandırılan ve ayrı zannedilen bu tür tek türdür) bilinci olmayan hayvan ve bitki türü. Hayvan ve bitkitürünün aklı ve duyguları (içgüdüleri) vardırancak bilinçleri (ruh, düşünce, fikir) yoktur.
Bilinçli her birey (insan, cin/melek) özgündür. Çünkü bilinçli olmayan diğer canlı türlerinde (hayvan, bitki) olmayan ruh (bilinç) ile donatılmıştır. İnsan türü ve melek türü başka bir türün (hayvan, bitki) yinelenmiş, yenilenmiş hali de değildir.
İnsan ve melek türü; ortak nokta var diye diğer türlerle (bilinen şekliyle de hayvan olan maymun türüyle) aynı tür değildir. Çok farklıdır. İnsan (adem) bir tür olarak yeryüzünün çeşitli bölgelerinde eşzamanlı olarak çok sayıda varolmuştur. Tek insandan veya iki insandan çoğalmamıştır. Yeryüzünde insan türünden önce hayvan ve bitki türleri vardı. Melek/cin türü ise yeryüzü dahil tüm evren üzerinde ilk yaratılan bilinci olan türdür. Adem (insan türü) daha sonraevrenin yeryüzü (dünya) kısmında yaratılmıştır.Kuran metninde bulunan adem (insan türü)yaratılış ve cennet tasvirleri metafordur, mecazianlatımdır. Melekler/cinler yeryüzü dahil tüm evrendedirler. Hızlı hareket edebilirler, yeryüzünde iken geçici olarak insan ve hayvan suretine dönüşebilirler. Meleklerin/Cinlerin inananlarından bazılarına Allah elçilik görevi vermiş ve Peygamberlere tanıdıkları veya tanımadıkları insan suretinde vahiy meleği olarak göndermiştir. Meleklere/Cinler salt enerji, rüzgar,ısı gibi maddeler değildir. Bizatihi insan gibi bilinçli ontolojik varlıklardır.
Cebrail isimli melek/cin, Allah’ın görevlendirmesiyle peygamberlere vahiy getirme görevini yerine getirmiştir. Allah, başka inanan meleklere/cinlere de yine inanan insanlara verdiği gibi elçi (resul, uyarıcı) olarak farklı görevler vermeye devam etmektedir.Melekler/Cinler de ölümlüdür ve Kuran metnindeki emir ve yasaklarla aynı insanlar gibi muhataptırlar. İnanan melek/cin ve insanların varlık bilgisi Allah’ın Kuran metninde bildirdiği kadarıyla sınırlıdır. Allah inanan bazı melek/cin ve insanlara diğerlerinden farklı özellikler ve görevler (peygamberlik, elçilik vb.) vermiştir.Peygamberlik (nebi) sonlanmış, ancak elçilik(resul, uyarıcı) sosyal ve öznel olarak devam etmektedir.
Uyarıcılık (kevni ayetler) melek/insan türü ile de sınırlı değildir. Hayvan ve bitki türleriyle de devam etmektedir. Allah zamanı, evreni ve varlığıkuşatmıştır. Tüm kontrol Allah’tadır. Allah’ın neyinereye koyduğunu, neyi vesile yaptığını, ne yaptığını, ne yapacağını bilemeyiz…
Mutlaka öleceğini bilen ve ölümsüzlüğü arayan tür sadece insan ve melek (cin) türü olmak üzere bu iki türdür. Genellikle aklı olduğu için bitki ve hayvan türünün içgüdüsel duygularla akıllı davranmasıyla, insan ve melek türünün bilinçli olarak düşünmesi birbirine karıştırılmaktadır. Dolayısıyla biyolojik evrimleşme bitkilerde ve hayvanlarda vardır ancak melek ve insan türünde biyolojik evrimleşme yoktur. Genlerin aktarımı ya da klonlamayla evrim farklıdır. Melek ve insan türünde sadece tekamül ile bilinç ve düşüncedüzeyi farklılaşmaktadır. Yani yaratılmış her birmelek ve her bir insan bilinç ve biyolojik (ruh ve beden) olarak özgündür, biriciktir. Gen yoluyla benzeşen yönleri bulunmakla birlikte yaratılmış herbir melek ve insan mutlak anlamda diğer türdeşlerinden farklıdır.
Anne-baba ve tüm yakınlarından farklı olmaya namzet ve tamamen yeni bir bireydir/kişidir. Akıl ve bilgi (düşünce, bilinç) büyük nimettir. Kişi hiç sorgulamadan içine doğduğu toplumun tüm kültürünü devam ettirse, özgünlük potansiyeli varolmakla birlikte, bu potansiyel kullanılmadığı için, birbirini taklit eden ve birbirine benzeyen bireylerin yaşadığı bir toplum oluşması da kaçınılmaz olacaktır. Ancak bilinçli varlıklar (melek, insan) tekildir, herbiri benzersiz ruh(bilinç) taşımaktadır. Fiziken mümkün olsa da bilinçli olarak aynısından çoğaltılması ya da farklı bir türe dönüştürülmesi fıtrat itibariyle mümkün değildir. Fiziki bedenin içinde ancak bedenden bağımsız, benzersiz bireysel kimlik (ruh) taşımaktadır.
Bilinçli olmayan birey (hayvan, bitki) özgün değildir. Türündeki diğer canlıların yinelenmiş ya da yenilenmiş halidir. Bu anlamda insan ve melek türü dışındaki tüm canlılar da (hayvanlar, bitkiler)birbirinden türediği gibi, aynı tür içinde binlerce alt tür türediği/türemeye devam ettiği de bilinmektedir. Birçok hayvan ve bitki türü, aşılanma, gen aktarımı, klonlanma, çiftleştirme vb. yöntemlerle, ya da doğada evrimsel süreçlerle yeni türlere (cinslere) dönüşebilmektedir. (Çiftlik hayvanları, Köpekler,kediler, çiçekler, sebzeler, meyveler vb.) Örneğinörümcek; eklembacaklılar şubesininörümceğimsiler (arachnida) sınıfının örümcekler (araneae) takımından türlerine verilen genel addır. Hemen hemen dünyanın her tarafında yaşarlar. Bilinen araştırmalara göre 112familyada ve 3.879 cinste toplanan 43.244örümcek türü bilinmektedir.
En güzel öğretici Allah’tır. “Yaratan rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yaratmıştır. Oku! Yazmayı öğreten rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, insana bilmediklerini öğretendir.” (Alak, 96/1-5)
İnsan ve melek, doğrudan bir etkileşim içerisinde kalmadan, O’nun yaratmasındaki kemâli, sıfatlarındaki nihayetsizliği ve nihayetsiz güzelliği, Zât’ındaki tarifi mümkün olmayan coşkuları kavrayabilmek için; bu kavrayışındaki anlamları ‘özgürce tasdik’, ‘coşkularıyla ifade’, ‘gıyabında, sözlü olarak ilan’ve ‘görmedikleri Rablerinin huzuruna,görürcesine bir yakınlık içerisinde sunmak’;nihayet, ‘O’nun kavranmaktan da yüce olduğunukavramak’ üzere yaratılmıştır. Yani, varoluşunungayesi, yarattığı varlıkları seven, bu sevgisiniikramlarla ortaya koyan, bu sevgisini ve özenini, birçok ihsan ve rahmet yansımalarıyla gösteren Allah’a karşı; ibadetleriyle bu sevgiye layıkolduğunu göstermesi, ubudiyetiyle bu sevgiyi geliştirmesi ve O’na yakınlaşmaya çalışmasıdır.
Bu çabanın son basamağındaki engel, Yaratıcısına ulaşan yolda yıkması gereken son duvar, kendi benliğidir. İnsan ve melek, ilahî bir ikramla bu engeli de aştıktan sonra, herkesin ulaşmasının mümkün olmadığı noktaya varmış, onların aşmaları mümkün olmayan bir engeli de aşıp; melek ve insanın kendi üstün özelliklerini kabul eder hale getirten o hakikate râm olacaktır ve Allah’a ulaşacaktır…
Allah’ın dışındaki bütün varlıklar evrende zamana bağımlıdır. Zaman ise canlılığı tüketir.Ahirette cehennem yine zamana bağımlıdır vesonludur. Ancak, zamana değil, Allah’ın varlığına bağımlı olan cennet sürekli ve sonsuzdur…
KÖTÜLÜK (CEHENNEM) BİTER SONLUDUR
Kuran iki ölüm, iki dirilmeyi melek veinsan için açıklar. Buradaki vurgu tüm inanmayanlaradır.
40:11 Diyecekler ki, "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Şimdi günahlarımızı itiraf ettik. Buradan bir çıkış yolu var mı?"
1. Tüm canlılar varolurlar (yaratılış-birincidiriliş).
2. Tüm canlılar hayattayken ölüp dirilirler(uyku-birinci ölüm).
3. Tüm canlılar ölürler (fiziki ölüm-ikinci ölüm).
4. Tüm canlılar dirilirler (ahiretteki diriliş-ikincidiriliş).
5. İnananlar bir daha ölmezler (cennet).
6. Yaşamları boyunca şahit oldukları bunca gerçeğe rağmen inanmadan ölen gerçeği örtenler (kafirler) bu dirilişten sonra tekrar ölmek (yokolmak) istemedikleri ve ahiretteki diriliş sonrası gerçeği anlayınca da bağışlanıp yaşamaya devam etmek istedikleri halde; hayatları boyunca yapmadıkları iyiliklerin ve yaptıkları kötülüklerin bir sonucu olarak Allah’ın takdir ettiği bir süre azapla yaşadıktan sonra (cehennem) ölmeyi/yokolmayı istemedikleri halde Allah onları ahirette tekrar ölümle/yokoluşla cezalandıracaktır.
Bu ayetlerde; inanmayanların ahirette dirildikten sonra duydukları pişmanlık duygusunavurgu vardır. Elbette pişmanlık ve azap esnasındabu vicdan azabının sonlanmasını isteyeceklerdir,ancak bu istek, tekrar ölümle, yok oluşla sonlanmak değil, azabın bitmesi içindir. Yoksa tabiki sürekli vicdan azabı ile yaşamaya devam etmek anlamında değildir. Ancak cehennem sonlanacağı için inanmayanlarda ahirette tekrar ölecektir/yokolacaktır.
GÜZELLİK (CENNET) SÜREKLİDİRSONSUZDUR
Kuran ölümsüzlüğü arayan melek ve insan için ölümsüzlüğün sırrını açıklar. Buradaki vurgu tüm inananlaradır…
02:28 Nasıl oluyor da Allah´ı inkarediyorsunuz. Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O´na döndürüleceksiniz.
28:88 Her şey fani olacak, ancak Celâl ve İkram sahibi Rabbinin zatı (cennet) Bâki kalacaktır.
51:56 Melekleri ve insanları ancak, beni bilmeleri, sevmeleri, tanımaları, ibadet etmeleri ve bana ulaşmaları, beni görmeleri, benimle konuşabilmeleri, mutlu olmaları için yarattım. (Küntü Kenzen Mahfiyyen Fehalaktü'l Halka Liya'rifûnî) Ben bir gizli hazine idim, görülmek, bilinmek, sevilmek diledim, bu yüzden âlemi (evreni, kainatı, maddeyi, tüm varlığı) yarattım.
2:277 İnanıp erdemli bir hayat sürerek namazı gözetenlerin ve zekatı verenlerin ödülleri Rab'leri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. (Hüzün duymayacaklardır, üzülmeyeceklerdir).
Dünyada iken Allah’a ulaşan melek ve insan böylece ölümsüz hale gelebilecektir. Melek ve insan Allah olmanın dışında her türlü güçle donatılmıştır. Bu gücün kaynağı bilinç, bilincin kaynağı da Allah’ın bizatihi kendisidir.
Hakikat ancak bireysel olarak teyit edilebilir ve hakikat bilgisi bilince dönüşür. Allah ile doğrudan irtibat kurmadan bilginin bir anlamı yoktur. Dünyada Allah’a ulaşanlar için ölmeden önce ölüm gerçekleşmiş olup fiziki ölüm bir geçişten ibarettir. Dünyada Allah’a ulaşan melek ve insan ahiretteki dirilişten sonra ise bir daha ölmeyecektir…
Varolmuş ve yaşamış bütün canlılardan, (melek/cin, insan, bitki, hayvan) bitki vehayvanların tamamı ile melek ve insanlarıninananları, bir daha ölmemek üzere cennette, dünyadaki bedenlerinin en mükemmel hali ile yeniden diriltilerek sonsuz yaşayacaktır.
KURAN SOY BİR KİTAPTIR YİNELENMİŞMUTLAK BİLGİDİR
Kuran 24 ayar altına benzer. Sahtekarlaraltına teneke yapıştırsalar da, hatta altın rengineboyasalar da, altının özelliklerini bilen bir sarrafaltını tenekeden rahatlıkla ayırabilir. Demek ki soy metal olan altın, kimyasal yapısıyla herhangi bir sahtekarlığa karşı korunmuştur.
Aynı şekilde soy ve son kitap olan Kuran, asal bir sayı olan 19 sayısı üzerine kurulu matematiksel bir delil yapısıyla herhangi bir eklemeye- çıkarmaya karşı korunmuştur. (74:30) Mesajını böylesine mükemmel ve diyalektikmatrix bir iç savunma sistemine sahip kılan Allah’ın şanı çok yücedir!
Kuran’daki toplam ayet sayısıyla ilgili olarak; Kuran hakkında önemli bir bilgiye sahip olmayanbir Müslüman’a sorarsanız büyük olasılıkla 6.666 sayısını cevap olarak alacaksınız. Ne var ki, bu sayı sadece, Zemahşeri adında bir düşünürün yorumu olan hoş bir sayıdan ibarettir. Altılardan oluşan bu sayı kolayca akılda kaldığı için popülerolmuştur. Fakat elinizdeki Kuran’dan dikkatle sayarsanız, sonucun farklı olduğunu göreceksiniz. Kuran nüshalarında 6.236 ayet bulunduğuna tanık olacaksınız.
Bu sayıya Fatiha Suresinin (İlk Sure) başındaki ve Karınca (Neml) Suresinin (27. Sure) içinde geçen 2 Adet Besmele dahildir. Bağımsız birer ayet olarak numaralanmadıkları halde Kuran’ın yapısına dahil olan Sure başlarındaki diğer 112 Besmele’yi de eklediğinizde bu sayı 6.348 olur. Ültimatom (Barae, Tevbe) (9. Sure) suresinin sonuna eklenen, ancak Kuran’ın koruma sistemi tarafından dışlanan 2 “ayeti” bu sayıdan çıkardığımız vakit Kuran’da Besmelelerle birlikte tam 6.346 ayet olduğunu görürüz. Bu sayı, Kuran’ın diğer birçok elementi gibi 19 sayısının tam katıdır. Kısacası, 6.232 adet bağımsız ayet içeren Kuran, tekrarlanan 114 Besmele ile birlikte toplam 6.346 ayete sahiptir.
Kuran’ı yeterli görmeyen inkarcılar, Allah tarafından Kuran’ı anlamaktan engellenmişlerdir (17:45; 18:57). Çok ilginçtir ki, Kuran’ı kaynak olarak yeterli görmeyenler Kuran’ın anlaşılması ile ilgili ayetlerin bizzat kendilerini anlamamışlardır. Kuran’daki 7:3; 17:46; 41:44; 56:79 ayetleri, hem-tez-hem-kanıt olan özgün bir dille kanıtı tezin içine gömen birer sanat eseridir. Kuran’ın birçok isim-sıfatı bulunmaktadır.
Bunlar; “kerim” (Şerefli/Yüce) (56:77-79) ayetleri, Kuran için sıkça kullanılan Zikr (Mesaj),Hakim (Hikmetli), Mübin (Apaçık), Nur (Işık),Kuran’ın anlaşılır bir kitap olduğunu üst üste dört kez vurgulayan ayetler (54:17,22,32, 40) (12:111; 15:1; 17:9; 17:88; 17:89; 30:58; 41:3; 55:2).
MUTLAK BİLGİDE KAYNAKMETODOLOJİSİ
Mesajın “dirileri” uyarmak için gönderildiğini bildiren biricik ayeti içeren Yasin suresini, inadına ölülere hasredenlerin niyetlerinden de kuşkulanmak gerekir. (36:70).
Kuran’ın bilgisine sahip olanlarınız bu sorunun cevabını iyi bilirler: Müşrik din adamları, bu üç ayeti de (56:77-79) icma ile anlamamışlar ve anlamadıkları biçimiyle onların halkın büyük çoğunluğunu Kuran’dan uzaklaştırabileceğini düşünememişlerdir. Nitekim onlar bu ayetlerin anlamını, abdestsiz olanların Kuran’a dokunmamaları şeklinde yanlış anlamışlardır. Maalesef hayızlı kadınları haksızca pis olarak değerlendirmişlerdir.
Düşünmeden, kasıtlı ya da bilgisizlikten vecahillikten dolayı, Kuran’ın bir cep kitabı, birbaşucu kitabı olmasını engellemek, Kuran’ı rafakaldırmak ve duvara çivilemek amacını güden plan (ya da buna sebep olan yanlış anlayış veuygulama) ne yazık ki büyük oranda başarıyaulaşmıştır. Kuran, bir tren gibi, yüksek voltajlı bir trafo veya kötü melek/cin gibi çarpacak tehlikeli bir nesneye çevrilmiştir. Kuran, anlaşılması çok zor, dokunulması tehlikeli ve ulaşılması imkansızyüce bir kitap olunca, gelsin uydurma hadisler, mezhepler ve din ticareti yapan parazitler…
Oysa Peygamberlerle ilgili gerekli ve yeterli tüm bilgiler zaten Kuran metninde verilmiştir. Peygamberlerin hayatıyla ilgili din adına başka ilave tarihsel hiçbir bilgiye ihtiyaç yoktur.
Tarihselci bir bakış açısıyla ve hadis ve rivayet kültürünün sünnet ve sünnilik, şiilik vb. mezhep kültürleriyle yoğrulmuş bir zihinsel yaklaşımla Kuran'a bakmak Kuran metni hakkında çok yanlış önkabül ve önyargılara yol açar. Böyle inşa edilmiş bir zihnin düşünce yapısı tüm bu bakışın satır aralarında; bu külliyatın kabüllerini,hikayelerini, yanlış Kuran yorumlarını, hadis ve rivayet kültürünü mutlak doğru bilgi kabul edip sanki Allah’ın emriymiş gibi önce İslam çuvalınadoldurup sonra çuvalı yerden yere vurma şeklinde devam eder. Kuran metni dahil herşeyyanlış yorumlanmış olabilir ki, bilinen birçok yanlış bilgi ve hurafe malesef Kuran metninden değil, hadis ve rivayet kültüründeki söz ve anlatımlarla Kuran’ı tefsir etme çabalarından kaynaklanmıştır.
Kuran metni mutlak bilgidir, teyit edilebilir, karşılaştırılabilir, doğrulanma ve yanlışlanma özelliği vardır. Tutarlıdır, bağlayıcıdır. Kuran dışındaki diğer tüm külliyat ise tarihsel bilgidir ve din adına bağlayıcılığı yoktur.
Sorun esasen geçmiş bilgi külliyatını tartışmasız doğru kabul etmektedir. HabukiKuran kavramlarının anlamları geçmişten günümüze çok değişmiştir. Kuran metnine tambir güvenle bakarsanız, nerde bir sorun varsa, Kuran’ın orda başka bir şey söylediğini görürsünüz. (bilginin kaynağı, kadınların başörtüsü, namaz vakitleri, rekatları, erkek ve kız çocukların sünneti, kurban, hac, ramazan ayı,haram aylar, zekat vb birçok konuda) Bazenşimdiye kadar anlaşılmış şeklinin tam tersinisöylüyor Kuran metni. Yanlış anlaşılmış birçok konu vardır.
İşte tüm bu bakış için sadece beyin ile değil kalp ile de düşünmek gerekir. Kuran’da bilme ile ilgili bilinç kastedilir bilinç de kalpteki duygu ve beyindeki düşünme ile oluşur. Kanaat, akletmeile sonuca varma, bilgiye ulaşma, şuurlanma, bilme, çözme, öğrenme sonucu bilinç oluşur. Akıl (beyin) ile vardığınız sonuçtan kalbinizin de mutmain olması gerekir. Nitekim düşüncede Kuran'ın kalbe vurgusu; kalbinizle vicdanlı düşünün, taraflı, önyargılı, önkabüllü olmayın,özgür ve alabildiğine şüpheci düşünün, pay verin varyasyonlara, ihtimallere anlamındadır. Beyninizle değilde sadece kalbinizle düşünün demek olmadığı gibi sadece beyninizle düşünmeyin demektir. Bu Kuran'ın anlamı teze gömen muhteşem anlatma sanatıdır. Bir çokkavram anlatımında görürüz Kuran'da bu tekniği. Örnek : Kuran-ı Kerim Nahl Suresi 90. Ayette akraba kelimesi geçmez, yakın kelimesi geçer. Ancak yakın kelimesi maalesef Kuran çevirilerinde hatalı olarak “akraba” “yakın akraba” şeklinde yanlış olarak çevrilmektedir. Bu çevirilerden hareketle Allah insanı kötü akrabası ile bile iletişimini sürdürmeye mahkum etmiştir anlamı çıkarmak mümkündür. Oysa durum hiç de böyle değildir Kuran'da. Akrabalık değil yakınlık vurgulanır. Allah’ı tanımak istiyorsanız, Allah’ın neyi emrettiğini değil, bugün bilinenler içinde aslında neyi emretmediğini araştırınca birçok konu aydınlanıyor. Çünkü daha çok ilaveler yapılmıştır hadis, sünnet, rivayet diye Peygambere ait zannedilen birçok Kuran dışı bilgiler yoluyla. Bugün dini gereklilik zannedilen birçok şeyin aslında Kuran’da olmadığını, ya da farklı olduğunu görünce mutlak bilgiyi de teyit etmiş oluyoruz. Kalabalıkların yüzyıllardır anladığı gibi anlamak zorunda değildir kimse Kuran’ı. Yanlış anlaşılmış ve yanlış uygulanagelen birçok konu var bakıldığında.
Örneğin hukukta da aslolan özün önceliği ve maslahattır. Ceza vardır ancak şekil bağlayıcı değildir. Kuran’daki suç-ceza tanımlamaları bu bağlamda düşünülmelidir.
Kuran metninden başka hiçbir kaynak kullanmadan, ayetleri Kuran içindeki kendi bütünlüğünde anlamak mümkündür. Ek, ilave, tarihsel başka ne kadar kaynak kullanmaya çalışıldığında, önkabul ve yanılma, yönlenme artar, sonuç netleşmez, matlaşır. Kuran metni, tekrarlanan besmelelerle ve tekrarlanan ayetlerle birlikte (6.346 ayet) mutlak bilginin tek kaynağıdır. Kurandaki bu bilginin başı-sonu bellidir. Çerçevesi tamdır. Yoksa tarihsel rivayet, söz, hadis, hadise, atasözü, menkibe, siyer, sünnet, edebiyat, vecize, nutuk, vaaz külliyatında boğulmaya mahkum olur insan.
Allah’ın tek dininin tek kaynağı sadece Kuran’dır. Kuran’ın kendisinde çelişki bulunmaz. Çelişki zannedilen hususlar yanlış anlaşılmalardan ve yanlış Kuran meallerinden, tefsirlerinden kaynaklanmaktadır.
Mutlak bilgi ve inanç kaynağı olarak sadeceKuran metni yeterlidir.
Kuran metni dışında bağlayıcı başka kaynak bilgiyoktur.
Felsefe külliyatı, hadis külliyatı, siyer külliyatı, edebi, sosyal, kültürel metinler, tarihsel veriler, hukuk metinleri, matematik vb. tüm kaynaklardan yararlanılabilir ancak, ölçü olarak sadece Kuran metni esastır. Kuran, mutlak bilgidir. Mutlak bilginin kaynağı ise Allah’ın bizzat kendisi ve mesajını ilettiği Kuran metnidir.
Kuranın dışındaki din adına ortada duranbütün kaynaklardaki bilgiler Kuranın aydınlığına muhtaç bilgilerdir. Hadis, sünnet adıyla Peygamber sözü ya da uygulaması olduğu iddia edilen sözler ve uygulamalar da olsa bu böyledir. Ki hiçbir sözün veya uygulamanın peygamber sözü veya peygamber uygulaması olduğu ispatlanamaz. Tarihsel olarak bu mümkün değildir. Bugün kaynaklarda bulunan hadisler peygamberin söylediği söylenen sözlerdir.Peygamber Kuran’a aykırı söz söyleyemeyeceğinegöre hadis kaynaklarındaki Kuran’a aykırı bir çoksözü Peygamber söyledi demek öncelikle büyükiftiradır zaten. Tek kaynak sadece Kuran metnidir.Hadisler Kuran’a göre din için kaynak değildir. Peygamberle ilgili gerekli ve yeterli tüm bilgi de Kuran’da mevcuttur. Ancak bugün islam diye, aslında hadis, sünnet adı altında oluşturulmuş, örf, adet, gelenek, tarihsel söylentiler, anlatılar,vehimler, uydurulmuş rivayetler, tarihselvarsayımlar, atasözleri, menkibe hikayeleri, kasıtlı yalanlardan oluşturulmuş bir din külliyatı var islam bu zannedilen.
Bütün kitaplar tek bir Kitab’ın daha iyianlaşılabilmesi için okunur…
Elbette, Kuran metnini mutlak ve tek kaynak olarak esas alarak tüm kitaplardan, bilgilerden, yazılı, sözlü kaynaklardan, hadis diye söylenen sözlerden de yararlanılabilir Kuran metnininönüne geçirmemek kaydıyla ve mutlak olmayan,yanlışlanabilir bilgi anlamında. Ancak dinde esasolan tek kaynak Kuran metnidir. İslamın kaynağı Kuran-Sünnet-İcma-Kıyas değil, tek kaynağıKuran metnidir. Kuran metni mutlak bilgidir.Diğer tüm bilgiler tamamlayıcı değil yanlışlanabilir tarihsel bilgidir, dinde kaynak değildir. Kuran metni ise tamamlanmış mutlak bilgidir. Kuran metni dışında din de kaynak yoktur. Sadece Kuran metni mutlak bilgidir. Kaynağı Allah’ın bizatihi kendisidir. Diğerkaynaklardan gelen tüm bilgiler ise (hadis,sünnet, icma, kıyas, örf, adet, gelenek, tarih,felsefe vb.) bağlayıcı değildir, Kuran’a göre deİslam Dininde kaynak değildir, tarihsel vegörecelidir. Çünkü Kuran metni dışındaki tüm bu bilgiler her zaman farklı bakış açılarıyla yanlışlanabilir durumdadır. Tarihsel bilgi olarak okunabilir, faydalanılabilir ancak bu bilgiler dindebağlayıcı hüküm ifade etmez. Birçok ilaveuygulama, zorluklara neden olmakta ancak din zannedilerek yapılmaya devam edilmektedir ve bu ilave uygulamalar bu ibadetleri yapmak isteyenleri de Kuran ile olan çelişkileri ve ilave zorlukları nedeniyle dinden uzaklaştırmaktadır.Örnek olarak Kuran’da 3 vakit (sabah-öğlen-akşam) olarak belirtilen namazı, ilave rivayet ve yorumlarla 5 vakte (sabah-öğlen-ikindi-akşam- yatsı) çıkaranlar olabilir. Bu durumda esasen birvakit olan öğlen namazını, öğlen ve ikindi olarak iki (defa) vakit olarak ya da esasen bir vakit olan akşam namazını da, akşam ve yatsı olarak iki (defa) vakitte kılanlar bunu çeşitli rivayetlere dayandırabilirler ancak Kuran’a bağlayıcı hüküm olarak dayandıramazlar.
İletişimin ve kayıt sistemlerinin yaygınlaştığı günümüzde, birkaç yıl önce bir insanın söylediği sözün gerçekten kendisine ait olup olmadığı bile tartışılabilirken, peygamberin ölümünden bir asır sonra yazılan hadis kitaplarından peygamber sözleri veya uygulamaları hakkında gerçeğe uygun bilgi elde edilemez. Şüphesiz, Allah bize bilginin tek kaynağının Kuran olduğunu bildirerek düşünüp öğüt alanlar için bu durumu açıkça vurgular. Bilgiye sınır konulamaz. Evrende varolan bütün bilgilerin temel kaynağı iseKuran’dır… Allah'ın yol gösterdiği akıl sahipleri,kaynak bilginin en güzeli olan Kuran’a uyarlar. (39:18)
Aslolan Kuran metnidir. Din adına uydurulaninanç ve uygulamalardaki tüm çelişkiler ve hurafeler, yanlış Kuran çeviri ve yorumlarından ve hadis, sünnet, içtihat, icma adı altında kaynak kabul edilen bu bilgilerin içindeki, Kuran metnine aykırı tarihsel rivayet kültüründen ve ayetlerin nüzul sebebi uydurmalarından kaynaklanmaktadır. Kuran’ı herhangi bir tarihsel zemine ve ve zamana referansla okumak doğru değildir. Kuran evrensel ve tüm zamanlara hitabeden zamanüstü bir metindir. Kuran’daki sure içindeki ayetler sadece bulunduğu sure ile sınırlı bir anlatım içermez.
Her ayet Kuran bütünlüğü içerisinde anlaşılmalıdır. Konu anlatımları her zaman belli bir sure içinde tamamlanmaz. Birtakım kavram ve konular Kuran’ın tamamına yayılmıştır.Nihayetinde Kuran bir bütün olarak okunmalıdır.Kuran metninin tamamı mutlak bilgidir. Doğmatikve skolastik değildir.
İSLAM MUHAMMEDALEYHİSSELAM İLE BAŞLAMADI
TÜM PEYGAMBERLER İSLAM PEYGAMBERİYDİ
İSLAM KURAN İLE YİNELENDİ
İslam özel isim değildir; kök olarakteslimiyet/barış anlamına gelir. İlk melek/cin ve insandan itibaren süregelen ve İbrahim Peygamberle tekrar yinelenen (yenilenen ve güncellenen değil) (4:125; 22:78) ve tüm peygamberler ve elçiler tarafından iletilen ilahi sistem Allah tarafından bu kelimeyle tanımlanır.(5:111; 10:72; 98:5) Yalnızca Allah'a teslimolmaktır.
(2:112,131; 4:125; 6:71; 22:34; 40:66)Yaratılışımızdaki sistemdir.
(30:30) Doğa ile uyumlu evrensel ilkeler sistemidir. (3:83; 33:30; 35:43) Yalnızca öznel deneyimler değil nesnel kanıtları da ister. (3:86; 2:111; 21:24; 74:30) Bir savın doğruluğunu kabul etmek için kalabalıklara veya duygularadeğil aklın ölçüsüne başvurmamızı bekler.(17:36; 4:174; 8:42;
10:100; 11:17; 74:30-31) Bilgi, eğitim, veöğrenime önem verir. (35:28;
4:162; 9:122; 22:54; 27:40; 29:44,49) İnsanın yeryüzündeki yaratılışını bilimsel olarak araştırmamızı öğütler. (29:20)
Tüm elçiler ve inananlar islam ve müslümankelimelerinin kendi dillerindeki karşılıklarını, kendi inançlarını tanımlamak için kullanmışlardır. (Kuran : 2:131; 7:126; 10:72; 22:78; 27:31,42; 28:53; 72:14)
Nitekim, Allah yanında makbul biricik dinİslam’dır, yani Allah’a
teslimiyettir. (Kuran : 3:19)
Allah inanç sahiplerini “inananlar" olarakisimlendirmiştir. İnsanlara ve cinlere/meleklere birden fazla din değil, tek bir din göndermiştir. Bütün Peygamberler hep aynı dini tebliğ etmiştir. İnsanlar ve melekler/cinler, inananlar ve inanmayanlar olarak sadece iki sınıfa ayrılır. Allah’ın gönderdiği dini hükümler hep aynıdır.
İnananlar kendilerine gönderilen dine ve kitaplara gönderildikleri dönemlerde çeşitliisimler vermişlerdir. Bu isimlerin bir bağlayıcılığıyoktur. Hepsi aynı dini ifade eder. Allah’ın dini ve Allah’ın kitabı tektir. Din Kuran demektir, Kuran din demektir.
Kutsal kitapların kelime kelime aynı olması değil, aynı emir ve yasakların bulunması esastır.Bugün Kuran’da bulunmayıp Tevrat, İncil vb. kitaplarda yer alan emir ve yasakların bir bağlayıcılığı yoktur.
Bu kitaplar tahrif edilerek bazı emir veyasaklar sonradan inanırları
tarafından eklenmiş ya da daha önce bukitaplarda bulunan hükümler sonradan çıkarılmıştır.
Allah’ın, insanların ve meleklerin/cinlerin içlerinden kendisine inananları tanımlaması “inananlar” ve emir ve yasakları tanımlaması da “Kuran” (okunan, okunacak ayet) şeklindedir.Zaten bütün dinlerin emir ve yasakları Kuran’da mevcuttur. Kuran, bütün emir ve yasakların bir arada bulunduğu (toplanmış, kitaplaşmış)şeklidir. Kuran’da bulunmayan emir ve yasaklar diğer kutsal kitaplara sonradan tahrif edilerek girmiştir. İslam (müslümanlık) yeni bir din değildir. Allah’ın inananlara gönderdiği tek bir din vardır. Bu dinin adını, inanırlarının çeşitli isimlerle adlandırmış olmalarının bir önemi yoktur. İyi bir Hıristiyan, ya da iyi bir Musevi olmak isteyenler, erdemli olmak, Allaha ulaşmak isteyenler Kuran’a uymak suretiyle inananlardan olurlar. Emirler (ibadetler) vardır. Yasaklar (kötülükler) vardır.Allah koruyan (rahman) ve bağışlayan (rahim)olandır. Emirlerle sevap, yasaklarla günah yüklenir melek/cin ve insan…
Bugün itibariyle karşılaştırıldığında farklı gözüken Kuran dışındaki diğer kutsal /metinlere, kitaplara, Kuran’da bulunmayan emir ve yasaklar sonradan tahrif edilerek girmiştir. İslam (müslümanlık) yeni bir din değil hep varolan ilk dindir ve tahrif edildiğinde sürekli ilk haliyle “yinelenerek” tekrar gönderilmeye devam etmiştir”.
Allah’ın meleklere/cinlere ve insanlara tüm zamanlarda gönderdiği tek bir din vardır. Adı zaman içinde değişik isimlerle tanımlanmıştır. Bu dinin adını, inanırlarının çeşitli isimlerle adlandırmış olmaları, bu metinlerin ayrı bir din olduğunu göstermez. İyi bir Hıristiyan, ya da iyi bir Musevi olmak isteyenler, erdemli olmak,Allaha ulaşmak isteyenler Kuran’a uymak suretiyle inananlardan (İslam) olurlar.
Zaten Kuran son olarak bu tahribatı düzeltmek için yeniden kutsal metin olarak yinelenerek (yenilenerek ve güncellenerek değil) gönderilmiştir. İlk gönderilen Zebur, Tevrat veİncil gibi tüm Kutsal Kitaplar da ilk hali itibariyle Kuran’dır.
Peygamberlerin ilk gönderildikleri dönemlerde insanlar Haniflik, Hıristiyanlık, İsevilik, Musevilik,Muhammedilik, İslamiyet, Müslümanlık gibi sıfatlar kullanmışlar ve kullanmaya devam etmektedirler.
İslam, Muhammed Peygamber ile başlamadı ya da güncellenerek yenilenmedi. İlk zamandan itibaren hep aynı din (Emirler/Yasaklar) vardı, zaman içinde tahrif edilmişti; güncellenmedi, yenilenmedi, Kuran ile yinelendi.
Kuran, kutsal metin olarak, melek/cin ve insanlara gönderilen ilk kutsal metnin emir veyasaklarının aynısı olarak “yinelenerek”(yenilenerek ve güncellenerek değil) Muhammed Aleyhisselam’a, daha önceki elçi ve nebilere de gönderilmiş olduğu emirler ve yasaklar bağlamında ilk haliyle aynı Kuran “yeniden” gönderilmiştir.
Salt düşünce metinleri zannedilen ve felsefe olarak bilinen bilgi külliyatının kaynağı da temelhatlarıyla meleklere ve insanlığa ilk gönderilen bu Kuran metnidir. Bilinen felsefecilerin birçoğu da aynı zamanda Allah’ın elçileridir. Allah, Elçi ve Peygamber olan Muhammed Peygamber ile Kuran mesajını (Kuran Metni olan mutlak bilgiyi) son kez “yinelemiştir”. İlk gönderilen Tevrat ve İncil gibi tüm kutsal kitaplar da ilk hali itibariyle Kuran’dır. Tüm bilginin ilk kaynağı Allah’ın bizzat kendisidir. Bu bilgiyi doğrudan elçilerine Kuran olarak beyan etmiş ve açığa çıkarmıştır. İslam özel bir isim olmayıp Allah’a teslimiyet anlamına gelir. Tüm elçiler ve inananlar islam ve müslümankelimelerinin kendi dillerindeki karşılıklarını, kendi inançlarını tanımlamak için kullanmışlardır.
İlk melek/cin ve insandan itibaren sürekli “yinelenerek” gönderilmiş olan bu Kuran metninde temel olarak emirler (ibadetler) ve yasaklar (kötülükler) belirtilmiştir. Allah “emirler” (ibadetler, sevaplar) ve “yasaklar” (günahlardan, kötülüklerden sakınma ve sakındırma) olarak hepaynı olan Kuran mesajını yaratılıştan günümüze kadar hem elçileri (resulleri) ve nebileri (peygamberleri) aracılığıyla meleklere/cinlere ve insanlara sürekli iletmiştir. Bilginin tüm evreni kuşatabilecek seviyede tekamül ederek yayıldığımiladi 610-633 yılları arasına tekabül edenzaman diliminde, Nebi ve Resul olan MuhammedAleyhisselam’a önceki emir yasaklar bağlamında aynı bilgileri içeren Kuran metni “yinelenerek” son kez gönderilmiştir. (Kuran : 33:40)
İslam özel bir isim olmayıp Allah’a teslimiyet anlamına gelir. Tüm elçiler ve inananlar islam ve müslüman kelimelerinin kendi dillerindeki karşılıklarını, kendi inançlarını tanımlamak için kullanmışlardır. İlk melek ve insandan itibaren sürekli “yinelenerek” gönderilmiş olan bu Kuran metninde temel olarak emirler (ibadetler) ve yasaklar (kötülükler) belirtilmiştir. Bu emirler ve yasaklar hiç değişmemiştir. Kuran soy bir kitaptır.
Kuran’da yer alan; namaz kılma, oruç tutma, zekat verme, sarhoşluk verenlerden sakınma, faizden sakınma, kumardan sakınma, zinadan sakınma vb. tüm emir ve yasaklar kutsal metinlerin (Zebur, Tevrat, İncil gibi) hepsinde vardı. İslam, Muhammed Aleyhisselam ile başlamadı, ilk zamandan itibaren hep aynı din (Emirler/Yasaklar) vardı, zaman içinde tahrif edilmişti; güncellenmedi, yenilenmedi, Kuran ile yinelendi...
Kuran metni de geçmişten bugüne doğrulukve uygunluk sağlamasının ve teyidinin yapılabilmesi için 19 matematiksel kodlama sistemi ile eklemelere ve çıkarmalara karşı korunmuştur.
“Bu Kuran senden önce gönderdiğimizelçilerimizin de yasasıdır. Sen bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın." (Kuran : 17:77)
“Kuran, kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi açıklayan bir kitaptır; iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir. (Kuran : 12:111)
“Oku, insana yazmayı ve bilgiyi öğreten Rabbinsonsuz iyilik ve ikram
sahibidir. (96-Alak Suresi 3.4.5)”
SON PEYGAMBER MUHAMMEDALEYHİSSELAM İLE YİNELENEN KURAN METNİ SONRASI BUGÜN İSLAM
Son Peygamberin vefatından kısa süre sonracahiliyye devrinin kabileciliğini ve putperestliğini hortlatan münafıklar, birçok Müslümanı öldürmüşler ve Emevilerin başlattığı sapkınca halifelikle birlikte İslam’ın mesajını tahrif etmek ve onu ortaçağ Arap kültürüne dönüştürmek için maaşlı din adamlarını seferber etmişlerdir. İslam dininin tek ve biricik kaynağı olan Kuran’ınanlaşılmaz, detaysız ve yetersiz olduğunu ilerisüren müşrik din adamları, yalnız Allah’a özgülenmesi gereken dini; Allah + Peygamber +sahabe + tabiin + mezhep imamları + mezheptemüçtehitler
+ eski alimler ve şeyhler + daha sonra gelen alimcikler ve şeyhciklerden oluşan bir anonim şirketin ortaya koyduğu bir beşerî din çorbası haline dönüştürdüler. (7:29; 9:31; 16:52;39:2,11,14; 40:14,65; 42:21; 98:5).
Zamanımıza kadar etkileri süren bu felaketli dönemde Kuran’ın yeterli olmadığı inancı yaygınlaşmış ve ciltlerle hadis ve fıkıh kitapları uydurulmuştur. Bu “mişna”ları kabul etmeyenler sapık ve mürted (dinden dönenler) olarak damgalanmışlar ve hatta işkenceler altında katledilmişlerdir. Ebu Hanife, hadis uydurukçularının gazabına uğrayan ve Emevi ve Abbasi zalimlerinin işkencehanelerinde çile çeken mazlumlardan sadece birisidir.
Oldukça şiddetli bir devlet terörünün estiği ogünlerde Kuran’a rağmen bambaşka dinler oluşturulmuştur. Kuran’daki kavramların anlamını kaydırmak için seferber olunmuştur.
Günümüz Müslümanlarının bildiği ve uygulamaya çalıştığı İslam, yüzyıllar boyu, din adamlarının uydurdukları kurallarla öylesine bozulmuştur ki Muhammed Peygamberin bildirdiği İslam diniyle pek ilgisi kalmamıştır.
“Ulema” geçinen din adamları, o kadar çok şeriatlar, haramlar, çarşaflar, peçeler, gıdasal yasaklar, sakallar, sarıklar, istincalar, istibralar, misvaklar, sağ ayaklar, sol ayaklar, hadisler, sünnetler, şefaatler, hazretler, efendiler, kerametler, melanetler, mehdiler, evliyalar, şerifler, seyyitler, hırkai şerifler, sakalı şerifler, takiyyeler, takkeler, tekkeler, mezhepler, tarikatlar, şatahatlar, muskalar, istihareler, hülleler, hileler, türbeler, nafileler, mekruhlar, menduplar, sevaplar, müstehaplar, fetvalar ve palavralar uydurmuşlardır ki İslam dinini Allah’ın doğadaki ayetleriyle çelişen, karmaşık veyaşanmaz bir dine çevirmişlerdir. Müslümanhalkların dünyanın bu kadar gerisindekalmalarının en önemli sorumluları bu müşrik din adamları ve onları kullanan politikacılardır.
Maalesef, bugün müslümanlık iddiasında olanların büyük çoğunluğu, MuhammedPeygamberin tebliğ ettiği din yerine onun başdüşmanları olan Ebu Cehil’in ve Ebu Leheb’insavunduğu şirk ve cehalet dinini izlemektedirler. Ne var ki Allah’ın verdiği söz gerçekleşmiş ve yüzyıllardır anlaşılmaz ve yetersiz diye damgalanarak köşeye atılan Kuran’ın mesajı karanlıkları aydınlatmıştır. Ördükleri örümcek ağlarının ve cehalet duvarlarıyla oluşturduklarıkaranlıklarının dağılacağını hisseden profesyonel din adamları ve onların kör izleyicileri büyükgürültüler koparsalar da Allah nurunu devam ettirmektedir. Kuran, tüm Kuran, başka şey değil sadece Kuran.
Bilge peygamberin okuma yazma bilmediği yalanından, onun insanların gözlerini kızgın çivilerle oyup çölde ölüme terkettiği iftirasına kadar... Taşla öldürme iftiralarından, Kuran’da nasih-mensuh ayetler bulunduğu şeklindeki melanete kadar... Aç bir keçinin yiyerek Kuran’dan çıkardığı taşlama ayetinden, halktankorktuğu için onu Kuran’a sokamayan hazrete kadar... Mezhepçiliğin kutsanmasından, şefaat mitolojilerine kadar... Hacerül esved denilen işaret taşının putlaştırılmasından, peygamber mezarının ziyaretinin faziletlerine kadar...
Peygamberin sünnetli doğduğu veya sonradan sünnet olduğu yalanlarından, Aişe annemizin, 51 yaşındaki Peygamberle evlenirken 21 yaşında birergen olduğu halde, 9 yaşında olduğuyalanından, Peygamberin Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendikten sonra haftalarca şaşkın şaşkın dolaşmasından, açlıktan ötürü zırhını bir Yahudi’nin yanına bir kaç kilo arpa karşılığında rehin bırakmış olarak ölmesi yalanına kadar... Alimlerin icmasının dini kaynak oluşundan,sevadül azam yani büyük karaltı masallarınakadar... Miraçta Allah ile namaz pazarlığıuydurmasından, ayın mucizevi bir biçimde yarılıp bir parçasının Ali’nin bahçesine düşmesine kadar... Dinden dönenin öldürülmesinden, namaz kılmayanın dövülmesi veya öldürülmesi gerektiğine kadar...
Kuran metninde geçen peygamber bilgileri dışındaki, tarihsel rivayetlerden gelen bilgilerindoğruluğunun tespiti mümkün değildir. Kuran metnine sadık kalınmalıdır. Peygamberle ilgili, Kuran’da belirtilmeyen, ancak tarih (siyer)rivayetleri ile gelmiş olan başka tarihsel bilgilereihtiyaç da yoktur.
Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu yanlış çıkarsamasından, hayızlı kadınların camiye girmemeleri ve Kuran’a el sürmemelerine kadar... Kadınları eşekler ve köpeklerle aynı kategoride değerlendirmekten, cehennemi kadınlarla doldurmaya kadar... Haremlik ve selamlık yoluyla kadınları hayattan soyutlamaktan, kadınları başörtüsü, peçe ve çarşafla örtüp kimliklerinden soymalarına kadar...
Kuran’daki, kadınların göğüslerini örtmelerini emreden ayeti saptırarak, başlarını, saçlarını örtmeleri emredildiği yalanına kadar.
Halbuki; örtünme toplumsal bir gereksinme olup kişiyi cinsel ve duygusal ilişkilerde diğerlerinden koruma amacını güder. Kuran’da Nur Suresindeki, ”Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinselliklerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini göğüslerinin üzerine koysunlar” (24:31) ayetindeki; kadınların göğüslerini örtmelerini emreden ayeti yanlış anlamlandıranlara kanarak, ayet hakkında hiç düşünmeden, namazda ya da namaz dışında kadınların saçlarını örtmelerinin emredildiği ya da tavsiye edildiğine inananlar için, kadınların ya da erkeklerin başlarını örtmelerinin, soğuktan ya dasıcaktan korunmak amacıyla kültürel olarakgelişmiş olduğu gerçeğini anlamak ancak akıl yoluyla düşünerek mümkün olacaktır. Kuran’da, kadın ve erkek için örtünme ayetleri genel olarak cinsellikle ilgili mahrem (görünmekten korunması gereken, ayıp sayılan) yerlerin örtülmesiyle sınırlıdır. Saçlar ayıp yer değildir. Mahrem sayılanyerlerin örtülmesinde ise amaç iffetin korunmasıdır. (7:26,31; 33:59)
Erkeklere altın yüzük ve ipek elbisenin yasak/haram olduğu uydurmasından, kadınların hayızlıyken namazdan alıkonulmasına; erkeklerde gümüş yüzük ve sakal bırakmanın dinin bir alameti gibi görülmesinden, müziğin ve resmin haram edilişi yalanına kadar...
Boşama haklarını gasbederek kadınları köleleştirmekten, erkeğin ağzından kazara çıkan birkaç sözle aileleri dağıtmaya kadar... Zekatısenede bir kereye indirmekten, 3 aylık Haccı birkaç güne sıkıştırmaya kadar... Namazı üç vakitten beşe çıkarmaktan; sünnet, teravih vebayram namazları uydurmaya kadar...
Bedel, hediye, ikram anlamındaki kurbankelimesini çarpıtarak kurban kesmek yalanından ve hayvanlarla ilgili birçok haramlar uydurmaktan, Kureyş’in yemek tercihlerinin dini ölçü kabul edilmesine kadar... İbadet cezalarından, La ilahe illallah demedikçe insanları öldürmenin gerekliliğine kadar... Sakal bırakmanın ve sarık sarmanın faziletinden, kabak sevmemenin peygambere hakaret sayılmasına kadar... Peygambere uymanın hadis kitaplarına uymakla eş anlamlı oluşundan, hadislerin ayetleri iptal edebileceği küstahlığına kadar…
Dini meslek edinen profesyonel din adamları, insanları Kuran’dan uzaklaştırmak için Kuran’ın zor, anlaşılmaz ve mücmel olduğu yalanını yüzyıllarca empoze ettiler. Kuran’ın anlaşılması için yüzlerce ciltlik rivayet kitaplarının didik didik edilmesi gerektiği yalanına kananlar, Kuran‘ı öğrenmeye vakit bulamadılar.
Vakit bulanlar ise kafalarını binlerce hurafeyle doldurduklarından ve üstelik Kuran’ı bunlara muhtaç kabul ettiğinden onu anlama şansını baştan kaybettiler. Nitekim, Allah’ın korunmuş Kelamını, korunmamış kul sözlerine muhtaç görenler, Kuran’ın anlaşılmasının zor olduğunu iddia edip durdular.
Muhammed Peygamberin biricik şikayetinin halkının Kuran’dan uzaklaşması hakkında olması çok ilginç (25:30). Buna rağmen, son Peygamberin halkı, daha hicri birinci yüzyıldahadis üretim okulları kurmaya başladı. Bu felaketli davranışın sonucunda Kuran’ı anlamaya verilen mesai alabildiğine azaldı, bunun yerine binlerce çelişkiyi içeren ilkel rivayetler üzerinde ihtisaslaşma baş gösterdi. Rivayet kitaplarını değerlendirmede ortaya çıkan ihtilafları kurumlaştırıcı usul ve mezhep çalışmalarıyla bu sapkınca tuzak güçlendirilerek orijinal evrensel mesaj Arap, Yahudi ve Hıristiyan kültürlerinin karması bir din haline dönüştürüldü.
Peygambere yakıştırılan yalanların Hadis veSünnet adıyla anılacağını önceden bilen Allah, Hadis (söz) kelimesini ayetlerden başka bir söz için kullandığında genellikle olumsuz bir anlamda kullanır.
Kuran : (12:111; 31:6; 33:53;45:6; 52:34; 66:3).
Sünnet (yasa) kelimesi de sürekli “Allah’ın sünneti (sünnetullah)” olarak tanımlanır (33:38,62; 35:43; 40:85; 48:23). Dahası, Hadis ve Sünnet’in yanında uydurulan üçüncü öğretiolan İcma (toplu karar) kelimesi de Allah hariç kimin için kullanılmışsa olumsuz bir anlamla mahkum edilir (20:60; 70:18; 104:2; 3:173;3:157;10:58; 43:32; 26:38; 12:15;10:71;
20:64; 17:88; 22:73; 54:45; 28:78; 7:48;26:39; 26:56; 54:44...).
İnsan ve melek/cin ancak, acziyetinin farkına varıp yaratanına yöneldiğinde, hayatı ve zamanıanlama ve bilme duygusunu kavrayabilecek ve hakikate, mutlak bilgiye, gerçeğe yani Allah’a ulaşacaktır…
ÇOCUKLARIN SÜNNET EDİLMESİONLARA YAPILAN EN BÜYÜK KÖTÜLÜKTÜR-HARAMDIR KURAN’DA YASAKLANMIŞTIR
Din adına Kuran’a dayanmayan, fakat İslam’ınbir emri ya da tavsiyesi zannedilen, erkek ve kız çocukların sünnet ettirilmesi bidatının (kötü geleneğinin) hem de islami bir terminoloji olarak sünnet adı altında dine sonradan sokulmuş; insan fıtratını bozan, sağlıksız cahili bir adet olarak yaygınlaşmış olduğunu görmekteyiz. Allah’ın, insana verdiği mükemmel vücutbütünlüğüne geri dönüşümsüz bir biçimde zararveren bu kötülük, kendisinin rızası alınmadan, sünnet olacak kişinin çocuk ya da bebek olması kullanılarak yapılmaktadır. Şeytani bir davranıştır.
“Allah o şeytana (şeytanlaşmış insanlara ve cinlere) lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.” Kuran : (Nisa Suresi 118 -119)
Çocukların sünnet ettirilmesi, onlara yapılan en büyük kötülüktür ve fıtratı (yaratılışı) bozmak, değiştirmektir. (4:117-121) Cahili bir adettir. Allah’ın böyle bir emri yoktur. Erken boşalmanın, ereksiyon kaybının ve cinsel bozuklukların en önemli sebebi olduğu da bilinen bir gerçekliktir. Zaten bu geleneğin ortaya çıkması ve yapılışamacına bakılırsa cinsel isteği azaltmayı ve ruhbanlaşmayı artırmayı amaçlayan Yahudi ırkına mensup insanların geleneğinden kaynaklandığı görülmektedir. Oysa cinsel isteğin azaltılması değil, meşru bir şekilde tatmin edilmesi fıtratın gereğidir.
Esasen bu kötü geleneğin, Yahudilik diye deadlandırılan Musevilik inancıyla da bir ilgisi yoktur.
Kötü bir gelenek olan bu cahili uygulama, Musevilik dininin bir gereğiymiş ve Allah’ın bir emriymiş gibi önce uydurma tarihsel rivayetlerle Tevrata eklenerek Musevilik dinine sokulmuş, daha sonra da Müslümanların güçlü olduğu dönemlerde Müslümanmış gibi görünen bazı münafık Yahudiler tarafından deşifre olmamaları için İslam dinine yine uydurma rivayetler yoluyla hem de sünnet adı altında şeytani bir akıl oyunuyla sokulmuştur.
Münafık bazı Yahudiler şekil itibariyleMüslümanmış gibi görünebilmekte ancak, Musevilik dininin bir emri haline getirdikleri bu gelenekleri gereği sünnetli oldukları için (Müslümanlar da sünnetsiz oldukları için) deşifre oluyorlar ve münafıklıkları kolayca ortaya çıkıyordu. Bu çirkin geleneği Müslümanlar arasında da yaygınlaştırarak böylece münafıklıklarını gizlediler.
Çocukları sünnet ettirme geleneğininMusevilik veya Müslümanlıkla da bir ilgisi yoktur. Kuran’da çocukların sünnet edilmesi diye bir emir bulunmamaktadır. İnsan hayatını olumsuz etkileyen çok büyük bir kötülük olan bu kötü gelenekten, insanların kendilerini ve çocuklarını korumaları Allah’ın verdiği aklın kullanılmasının gereğidir.
Allah’a güvenenler ve inananlar, asla çocuklarını sünnet ettirmezler. Kendilerinin rızası olmadan sünnet ettirilmiş olanların ve bilmedençocuklarını sünnet ettirmiş olanların durumu ise Allah’a kalmıştır…
Akıl büyük nimettir. " Hiç kimse bilgiyi ve aklını kullanmadan gerçeği bulamaz ve akıllarını kullanmayanlar rezilliğe mahkum olurlar." (10:100)
İbrahim Peygamberle ilgili uydurulmuş tarihsel rivayetler ölçü değildir. Bozulmuş, tahrif edilmiş bugünkü Tevrat metni de ölçü değildir. Tarih bilgileri mutlak bilgi değildir. Doğru olduğu iddia edilen rivayetlerdir, bağlayıcılığı yoktur. Teyidi imkansızdır. Allah’ın koruması altındaki Kuran metni dışında mutlak doğru denilebilecek, tüm mevcut kutsal kitap metinleri de (Zebur, Tevrat, İncil vb.) dahil hiçbir bilgi yoktur. Her türlü bilgi için sadece Kuran metni gerekli ve yeterlidir. Bugün Zebur, Tevrat, İncil vb. okumak isteyenler Kuran okusunlar, görecekler ki zaten Zebur, Tevrat, İncil vb. bu kitapların ilk hali bugünkü Kuran metnidir. Bu kitaplardaki emir ve yasaklar için Kuran metni yeterlidir. Kuran yeni ya da yenilenmiş bir kitap değil yinelenmiş soy bir kitaptır.
Tarihsel rivayetleri, menkibeleri, anlatıları, atasözlerini, hikayeleri kutsal kitaplara (Zebur, Tevrat, İncil vb) eklemişler. Bugünkü Kuran hariç tüm kutsal kitaplar ekleme çıkarmalarla tahrif edilmiştir. Kuran metni tek mutlak bilgidir.
Başka hiçbir tarihsel rivayete, siyere, hadis denilen peygamberin söylediği iddia edilen fakat ispatı imkansız sözlü ya da uygulamalı sünnete ihtiyaç yoktur.
Açıkça çocuk sünneti haramdır. Hurafe külliyatı bir kenara bırakarak Kuran metnine dönelim. Kimin ne demiş olabileceğinin de,Kuran’a rağmen, cahili örf ve adetleri İslam’a maleden hurafelerle dolu rivayet kültürünün de bir önemi ve bağlayıcılığı yoktur. Kuran’dan, çocukların sünnetine de bir çok hurafeye de hiçbir şekilde onay çıkmaz. Kuran ne diyor ona bakalım. Kuran, çocuk sünneti de dahil hiçbir rezilliği onaylamaz.
ZEKAT
Maddi manevi olarak gönülden yardım etmek anlamına gelen zekat; hediye, bağış, vergi olarak verilir. (9:60)
KURAN'DAKİ FAİZ NEDİR NEDEĞİLDİR
Hadis rivayetleriyle peygambere de iftira edilerek İslama maledilmiş birçok konu gibi faiz konusu da yanlış bilinmektedir.
Kuran faiz konusunda nettir;
1- Faiz vermek (zorunda kalmak)yasaklanmamıştır.
2- Enflasyon oranı altında kalan (enflasyonfarkının, vade farkının) alınması yasaklanmamıştır.
3- Üretimi engelleyen reel faizi almakyasaklanmıştır.
İnananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için Allah'ı dinleyin. (Kuran : Ali İmran : 130) Burada açıkça faiz almayın der Kuran’da. Faiz vermek zorundakalmak da yasaklansaydı açıkça belirtilirdi. Zaten kimse de gönüllü olarak faiz vermez. Faiz vermek zorunda kalır. İhtiyaç halinde kredi kullanmanın bir sakıncası yoktur.
Enflasyonu düşürmek esas hedef olmalı ekonomide. Politika faiz oranını her zaman enflasyonla orantılı olarak (enflasyon oranı kadar) belirlemek gerekir. Serbest piyasada oluşan faiz oranları, politika faizine bağlı olarak değil, enflasyon oranına bağlı olarak artar ya da azalır. Enflasyon düşünce piyasada uygulanan faiz oranları da düşecektir. Faiz ekonomide enflasyonun sebebi ya da sonucu değildir. Ekonomik koşulların işlemediği zamanlardaoluşan enflasyon oranı kadar olan vade farkı da faiz sanılmaktadır. Faiz oranı serbest piyasa koşullarında enflasyonla entegre oluşur.
Ekonomide enflasyon kontrol altına alınırsa gerçek (gerçek faiz-reel faiz-net faiz-tefeci faizi) kolayca farkedilebilir ve ekonomiyi bozan bu sömürüye karşı açıkça mücadele edilebilir.
Kuran’da faizin adının ve tanımının enflasyon farkı sonrası kalan net faiz (tefeci faizi) olduğunun, enflasyon farkının ise faiz değil, sadece vade farkı, enflasyon olduğu, faizle ilgili ayetlerde apaçık görülmektedir. Faiz ödünç alışverişlerde ödünç verilen değerin aslında oluşan haksız artıştır. Enflasyondan arındırma (gerçek/reel/net faizin hesaplanması) işlemi sonrası net faiz bulunur. Örnek : Aylık enflasyon oranı %5, banka aylık mevduat faiz oranı %2 ise bu ödünç alışverişte gerçek/reel/net faiz oluşmamıştır. %5 ten sonra reel faiz oluşur. Her artış faiz değildir. Adına faiz demekle her ödünç alışverişteki artış faiz olmaz. Adına kar payı, katkı payı vb. demekle de her ödünç alışverişteki artış faiz olmaktan çıkmaz. Aslolangerçek/reel/net bir artışın olup olmadığınıenflasyondan arındırarak hesaplamaktır.
“Faiz yiyenler, şeytanlaşırlar. Onların yanılgısı, “alışveriş de faiz gibidir.” demeleri nedeniyledir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi ise haram/yasak kılmıştır. Artık kime Allah’tan bir öğüt erişir de faizciliği bırakırsa geçmişteki kendisinindir,durumunun takdiri Allah’a aittir. Kim de yine faizciliğe dönerse işte bunlar orada devamlı kalmak üzere cehennemliklerdir. (Kuran : Bakara : 275)
RAMAZAN - ORUÇ - HAC – HARAM AYLAR
Kuran güneş takvimini kullanır. Haram aylar; aynı zamanda, hayvanların yavrulama dönemiolan ve avlanma yasağı olması gereken 21 Marttaki ilkbahar gündönümü ile başlayıp 4 aysüren ve 21 Temmuzda sona eren zaman dilimidir. Ramazan Orucu ve Hac Mevsimi de bu 4 ay süren haram (yasak) aylar içindedir.
21 Haziranda “Yaz Gündönümü” ile başlayan Ramazan Orucu 21 Temmuza kadar 30 gün sürer. (2:183-187) Yine 21 Martta “İlkbahar Gündönümü” (hayvanların 4 aylık avlanma yasağının başlaması) ile başlayan ve yine; 21 Haziranda “Yaz Gündönümü”yle başlayıp (Haziran kelimesi de yine aynı kökten gelen Ramazankelimesi gibi sıcaklık-yakma- kavurma anlamına gelir) Ramazan ayını da içine alan ve 30 günlük Ramazan ayının 21 Temmuzda bitmesiyle de sona eren “4 Aylık Haram (Yasak) Ayların içinde ve en az 2 gün olması gereken, Mekke Vadisindeki Kabe’nin ziyareti (hac) ise bu 4 aylık süre içinde her zaman yapılabilir. (2:196-203)
Takvimdeki tüm 21. günler esasen o ayın (ilk gün) 1. günleridir.
ORUÇ / İFTAR DUASI
Allah’ım, sana inandım, sana güvendim, seninrızan için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açıyorum. Şükürler olsun verdiğin nimetlere,
sağlık ve afiyete. (Amin) (Allah’ım Kabul Et)
"KURAN'A GÖRE NASIL NAMAZKILABİLİRİZ?"
1- Kuranda namaz vakitleri belirtilmiştir.
2- Kuranda namaz rekat sayısı belirtilmiştir.
3- Kuran’da cemaattle namaz kılma konusuaçıklanmıştır.
Hadislere, mezheplere, fıkıh külliyatına ve namaz hocası kitaplarına başvurmadan nasıl namaz kılacağız diyerek Kuran’ı yeterli görmeyenlere Kuran metni cevap vermektedir.
Birçok sözde müslüman, "(Allah’ın buyurduğu gibi) Kuran, tam ve detaylı ise namazların rekatlerini Kuran'ın neresinde bulabiliriz?" diye Allah'a meydan okumaktadır.
İslam'ın tüm pratiklerinin Kuran'ın yeniden vahyinden çok önce ilk insandan bu yana ortayakonmuş olduğunu yine Kuran'dan öğrenmekteyiz (8:35; 9:54; 16:123; 17:177; 21:73; 22:27; 28:27). İbrahim Peygamber
ve tüm elçiler namazı gözetiyorlar, zekatıveriyorlar, oruç tutuyorlar ve hac ediyorlardı. (2:43; 3:43; 11:87; 19:31,59; 20:14; 28:27; 31:17) Mekke
müşrikleri ise rivayetlerin ileri sürdüğü gibi heykellere tapmıyorlardı; Allah’ın kutsal kulları olduklarına inandıkları Lat, Uzza, Menat gibi isimlerden şefaat bekledikleri (53:19-23; 39:3)ve Allah adına haramlar ve farzlar uydurduklarıiçin müşrik olarak tanımlanmışlardır. (6:145-150)Bilgi ve inanç kaynağı olarak sadece Kuran metniyeterlidir. Kuran metni dışında bağlayıcı kaynak yoktur. Hadisler, tarihsel veriler vb. tüm kaynaklardan yararlanılabilir ancak ölçü Kuran metnidir. Kuran’a aykırı hiçbir emir veya yasaklama (hadis de olsa) ekleme veyaçıkarmadır, bir bağlayıcılığı yoktur.
“Bu Kuran senden önce gönderdiğimizelçilerimizin de yasasıdır. Sen bizim yasamızda bir değişiklik bulamazsın." (Kuran : 17:77)
Mekke putperestleriyle olan benzerliği ortadan kaldırmak için rivayetler uyduranlar, uydurdukları heykel tasvirlerindeki çelişkileri ile aslında yalanlarını ele vermektedirler. Kuran'ın hiçbir yerinde onların heykellere taptıkları, Muhammed Peygamberin heykelleri kırdığı bildirilmemektedir. Aksine, Mekke müşriklerinin kendilerini İbrahim Peygamberi izleyen ve Tek Tanrı'ya inanan insanlar olarak gördüklerini öğrenmekteyiz. (6:23; 39:3)
Nitekim onlar, İbrahim Peygamberin hatırası olan Kabe'ye saygı gösteriyorlar, (9:19) namaz, oruç ve haccı bazı tahrifatlarla da olsauyguluyorlar, (2:183,199; 8:35; 9:54; 107:4-6)zekatı bildikleri halde gereği gibi yerine getirmiyorlardı. (53:34) Zekat, gelirin ihtiyaçtan fazla olan bölümünü (2:219) geciktirmeden (6:141) ihtiyaç sahiplerine ve Allah yoluna (9:60) gizli veya açık olarak (2:274) verme yükümlülüğüdür. (51:19)
Kuran’daki (16:123) ayeti, bütün peygamberlerin ve İbrahim Peygamberinpratiklerinin Muhammed Peygamber tarafındanda izlendiğini bildirir. Zaten İslam yeni bir din değil, Kuran da yeni bir kitap değildir. Kuran, ilk insandan beri hep aynı olan varolan tek hanifdine yapılan tahrifatları ve eklenilen bidatleri düzelterek son defa yeniden aynı emir ve yasaklar yinelenerek (yenilenerek ve güncellenerek değil) gönderilmiş metindir.
Kuran, ilk insandan bu yana bilinen bir ibadetolan namazla ilgili olarak yapılan tahrifatları ve eklenilen bidatleri düzeltmiştir. Yaratılıştan bu yana gönderilen tüm Kutsal Kitaplarda belirtilen namaz ibadeti yeniden Kuran metninde yinelenerek gönderilmiştir.
Kuran'da namazla ilgili ayetleri topluca incelendiğinde, Kuran’ın namazı tüm gerekli detaylarıyla bildirdiği görülür. Üstelik, Kuran'daki namaz hakkındaki detaylı bilgi hadis kitaplarında yapılan namaz tarifinden çok daha üstündür. NeKuran ne de hadis kitapları peygamberlerin veeski ümmetlerin nasıl namaz kıldığını gösteren resimler ve video klipleri içermemektedir. HemKuran ve hem hadis kitapları namazı kelimelerletarif eder. Şimdi bu tarifleri üç maddede karşılaştıralım:
1. Kuran'ın dili hadis rivayetlerde kullanılan dilden daha üstündür. Hadis rivayetleri, farklı lehçeler, kronik ve endemik gramer hataları içermektedir. Kuran'ın dili genel olarak sadedir. Kuran'ın bu özelliği ayetlerle vurgulanır ve Kuran'ı inceleyen inananlarca teslim edilir. (11:1; 54:17,22,32,40) Hayatın merkezi Kuran’dır. Peygamberler ve inananlar yaşayan Kuran’dır.
2. Hadis kitapları çok daha fazla detay içermektedirler. Ancak bu detaylar Allah'ın gerekli gördüğü ve elçisinin öğrettiği detaylar mı? Bu detaylar Kuran ile uyumlu mu?
Bu detaylar arasında çelişkilere ne demeli?Hadis kitaplarında namazın detaylarıyla ilgili düzinelerce çelişkiden hangisini seçeceğiz? Babamızın üzerinde bulunduğu mezhebin imamının seçtiğini mi seçmeli? Örneğin, Sahih-i Müslim'de Peygamberin Fatiha okuduktan sonra rükuya vardığını, yani eğildiğini bildiren birçok hadis rivayeti var.
Ancak, bir başka hadis kitabında MuhammedPeygamberin falanca veya filanca sureyizammettiği rivayet edilir. Abdestin alınması ve bozulması hakkında çelişkili bir sürü hadis, mezhepler arasındaki ihtilaflara katkıda bulunmuştur.
Elleri salmalı mı bağlamalı mı? Bağlayınca göbek üzerinde mi yoksa kalp üzerinde mitutmalı? Tekbir getirirken elleri ne kadarkaldırmalı? Ayak parmaklarını nasıl tutmalı?
Şehadeti söylerken işaret parmağını ne yapmalı? Ağzı nasıl misvaklamalı? Cemaatle kılarken omuzları ne kadar sürtüşmeli? Kılarken önündekinin ensesine mi yoksa yere mi bakmalı yoksa gözleri tümüyle mi kapamalı? Akşamdan sonra kaç rekat sünnet kılmalı? Öğle namazından sonraki iki rekat sünnet mi, vacip mi, müstehapmı? Abdesti alırken sağdan başlamak ne kadar önemli? Kafaya sarık sarmak mı yoksa takke takmak mı daha sevap? Tuvalete girerken ne demeli ve hangi ayakla girmeli?...
Hadis kitaplarında namaz konusunda rivayetedilen çelişkili "detayları" Allah'ın kelamındaki detaylara eklemek doğruya iletmez; olsa olsa kıldan tüyden, parmaktan tırnaktan bir sürü gereksiz detayla meşgul ederek namazın asıl amacını kaybettirir bize.
3. Hadis kitapları namazın vakitlerikonusunda garip bir hikaye anlatırlar. Buhari'dekien uzun hadislerden biri olan "miraç" rivayetiünlüdür. Beş vakit namazın aslında az bile olduğunu vurgulayan, ama bu arada Allah'a hakaretler yağdıran ve Muhammed Peygamberi düşünemeyen birisi olarak tanıtan bir rivayet! Rivayete göre, bir binekle göğe yükselen Muhammed Peygamberin, altıncı gökte ikamet eden Musa Peygamberdenakıl alarak, altıncı gök ile yedinci gök arasındamekik dokuyarak, Allah ile büyük bir pazarlık sonucunda günde 50 vakit (her 28 dakika için birvakit) emredilen namazları 5 vakte indirmiş.Hesap-kitap bilmeyen ve kullarına karşı acımasızolan bir tanrı ile cesaretle pazarlık yapan veümmetini bu büyük felaketten kurtaran birkurtarıcı olarak olarak sunulmak istenirMuhammed Peygamber. Tabii, onun bu basithesabı bilebilmesi için, sürekli olarak MusaPeygamberden akıl alması gerektiği de... 5 vakitnamaz uygulamasında bile namazların giriş-çıkışzamanları arasındaki vaktin kısa olması hayatınolağan akışı içinde uygulaması güçlüklere yol açmaktadır. Kuran, kuşkusuz böyle hikayeleri içermez.
Zaten namaz Kuran’da üç vakit olarak bildirilmiştir ve bir namazın vaktinin çıkmasıyla diğer vakit girer. Bilginin kaynağı Kuran’dır ve Kuran’a yönelen de Allah’a ulaşır. Gerçeğe ulaşmada ise hiçbir mazeret asla başarının yerinitutamaz. Bu nedenle doğruyu aramak için“Mutlak Bilgi” ve “Akıl" ile bilince dönüşen "düşünce" ile sorgulamak şarttır.
Dini sadece Allah'a özgülemeye çağrıldıkları, Kuran'ın dışında izledikleri öğretilerdeki çelişkiler ve hurafeler sergilendiği vakit, Sünnilerin ve Şiilerin koro halinde: "Hadisleri, sünneti, mezhep imamlarının ictihadlarını Kuran'a eş koşmasaknasıl namaz kılabiliriz?" diye mazeret ve soru yönelttikleri bilinen ve sürekli tekrarlanan bir durum. Bu soruyu samimiyetle soranlar varsa, onlara bir müjdemiz var:Namaz kılabilme uğruna onca çelişkiyi ve hurafeyi din edinmenize ve şirk çamurunda boğulmanıza gerek yok artık; Kuran sorunuzun cevabını vermektedir.
Namazın nasıl kılınacağı Kuran’da detayıyla bildirmektedir. Sadece Kuran'ı izlersek mezhep kitaplarının tarif ettiği namazın gerçeğini de bulabiliriz. Namaz uygulamalarında mezhepler tarafından ilave edilen hususları ve eksik bırakılan yönleri tespit edebiliriz. Kuran’dan Allah'ın emrettiği, elçilerinin ve müminlerin kıldığı namazı tüm detaylarıyla öğrenebiliriz.
Kuran’a yöneleni Allah mahcup etmez. Mutlak başarıya ulaştırır. Allah’a kul olmakla ve ibadet etmekle/namaz kılmakla melek/cin de muhataptır.
Namaz kılmak mutluluktur. Namaz hayatın/dinin direğidir. Hayatımızda namaz yoksa her şey boştur. Hayatın merkezinde namaz vardır. Namaz Allah ile doğrudan konuşmaktır. Kalp gözü açılanlar, namaz kılmanın ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu bilirler. Düşünün ki; karşınızda bir duvar var. Ama Allahû Teâlâ size oduvarı göstermiyor, duvar yok. Önünüzde âlemleri açmış Allahû Teâlâ. Dilediğini kalp gözünüzle gösteriyor. Baş gözleriniz açık olsa daaçık olmasa da netice değişmez. Kalp gözünüzlegörürsünüz. Bu sebebe dayalı olarak kalp gözüaçık olanlar, baş gözleri kapalı namaz kılarlar. Kapalı olarak kılmaları da bazılarını rahatsız eder. Bazıları aralarında kaideler koyarlar. “Namaz kılarken gözler kapanmaz.” diye. Bu kural Allah’ın emrine uygun değildir. Kalp gözü açık olanlar, dış dünya ile ilişkilerini minimuma indirmek amacıyla gözlerini kapatabilirler. Allah’ın size göstereceklerini görebilmek için gözlerinizi özellikle kapatın ki; namazdaki huşunuz bozulmasın ve dikkatiniz dağılmasın. Bütün kâinat önünüzde açıktır. Yerler, gökler… Allah’ın gösterdiklerini birer birer görürsünüz.
Eğer Allahû Teâlâ kalp gözünüzü açmışsa, size bu dünyada herkesin görebilmesi mümkün olmayan güzellikleri gösteriyorsa, o zaman namaz kılmak bir mutluluktur. Namaz boyunca Allahû Teâlâ size kalp gözünüzle, neyi isterse onu gösterir. Son bilmece, Allah’ı görmektir. Bir gün Allah’a ulaşacaksınız. İradenizi de Allah’a teslim edeceksiniz ve Allah’ın Zat’ını göreceksiniz. Allah’ı dünyada görebilmek inananlar için imkansız değildir…
Allah yoktan varedendir. Allah sürekliyaratandır ve yokedendir,
herşeye hakimdir ve Allah için imkansız yoktur.Allah her şeye kadirdir ve Allah için herşeymümkündür. Allah dilediğine/dileyene, dilediğini
verendir…
Eğer siz Allah’ı gereği gibi tanımış olsaydınız, Allah’ın dilemesiyle
sular üzerinde gezerdiniz ve duanız sayesindedağlar yerinden oynardı…
NAMAZIN AMACI
Namaz kılmak, sıkça zekatla ve muhtaçlara/ihtiyacı olanlara yardım etmekle birlikte anılarak namaz kılan kişinin toplumsal bilinç ve sorumluluğa sahip olması vurgulanır. (2:43,83,110;4:77,22:78;107:1-7)
Namaz sadece Allah'ı anmak için kılınır.(6:162; 20:14) Bu özel anma ve iletişim ibadeti gözetilirken dış dünya ile ilişkiler minimuma indirilmeli. (4:101-103)
Namaz, müslümanları günahlardan ve başkalarına zarar vermekten alıkor. (29:45) Namaz hayat boyu gözetilecek bir görevdir.(70:23)
NAMAZ VE VAKİTLERİ
Sabah Namazı, Öğlen Namazı, Akşam Namazı olmak üzere bir
günde üç vakit namaz kılmayı Allah bütün inananlar üzerine farz kılmıştır.
Cuma Namazı olarak bilinen, Cuma günü kılınan Öğlen Namazının cemaatle kılınması gerekir. Diğer zamanlarda namazlar cemaatle veya yalnız kılınabilir.
Farz olan Sabah-Öğlen-Akşam namazlarına bu namazların kendi isimleriyle niyet edilir ve ancak kendi vakitlerinde kılınır. Vakti geçtikten sonra kaza namazı adı altında bunamazların kılınması söz konusu değildir.
Allah’ın tanımladığı namaz kendi isimleriyleKuran’da belirtilen Fecr- Vusta-İşanamazlarıdır ve birinin vaktinin girmesiylediğerinin vakti sona erer. Allah’ın iki bağımsız ayette 3 vakit namazı tanımlaması da vakitlerin başlama ve sona erme zamanlarının belirtilmesi amacıyladır. Önce Sabah ve Akşam
namazları bir ayette (11:114) tanımlanmış, sonra başka bir ayette (2:238) orta namaz tanımlanmak suretiyle vakitlerin giriş-çıkış zamanları vurgulanmıştır. Yani bir günlük süre 3 ayrı namazın vaktinin bulunduğu üçayrı zaman dilimine ayrılmıştır.
İmsak-Öğlen arasındaki zamana sabah,Öğlen-Akşam arasındaki zamana Öğlen, Akşam-İmsak arasındaki zamana Akşam tanımlaması yapılmış ve namazların bu geniş zaman dilimlerinde kılınması emredilmiştir.
Kuran’da namazla ilgili geçen diğer bütünayetler de hep bu
üç vakitle ilgilidir. Kuran’da sabah-öğlen-akşam namazı dışında
herhangi bir namazdan bahsedilmez.
Vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd adıyla bilinen diğer bütün farz olmayan ve sevap amaçlı kılınan nafile (serbest) namazlar kılınırken “Niyet EttimAllah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” diye niyet edilir. Vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd namazını kılmayadiye veya başka isimler altında niyet edilmez.
Allah rızası için, farz namazlar öncesi ve sonrasında ya da diğer zamanlarda her zaman namaz kılınabilir.
Farz olan Sabah-Öğlen-Akşam namazlarıdahil bütün namazlar için rekat sayısında birsınırlama bulunmamaktadır. Ancak namazen az 2 rekat olarak ikame edilebilmektedir.Bütün namazlar 2-3-4 rekat olarakkılınabilir. Allah’ın namazla ilgi farz olan emriSabah 2 rekat, Öğlen 2 rekat, Akşam 2 rekat olmak üzere bir günde üç vakitte 6 rekat namaz kılınmasıdır. İlave kılınankısımlar/rekatlar ilave sevap amacıyladır.
Namaz Allah tarafından çok sevilen ve değer verilen bir ibadet olduğu için; farz ve diğernamazların 2 rekattan fazla olarak 3 veya 4 rekat kılınması, farz namazlardan önce veya sonra ayrıca nafile (serbest) namaz kılınması ilave sevap kazanılması amacıyladır. Normal zamanlarda 3 veya 4 rekat olarak kılınan farz namazlar ve sevap amaçlı kılınan diğer namazlar, her türlü ihtiyaç halinde, (yolculuklarda, sıkışıkzamanlarda vb.) 2 rekat olarak da kılınabilir. Nitekim Cuma günleri öğlen namazı 2 rekat olarak kılınmaktadır.
Cuma namazı diye ayrı bir namaz bulunmamaktadır. Cuma günü cuma namazı diye 2 rekat olarak cemaatle kılınan namaz öğlen
namazıdır, Cuma günü kılınan öğlen namazının diğer günlerdeki kılınan öğlen namazlarından tek farkı ise sadece cemaatle kılınmasıdır. Hutbe, vaaz şart olmayıp, cemaat toplandığı için cemaate duyuruyapmak gelenek haline gelmiştir. Bu namazaöğlen namazı olarak niyet edilerek kılınmalıdır.
Kuran Cuma ayetiyle, öğlen namazının ve bütün namazların
cemaatle de kılınabileceğine vurgu yapmıştır. “Cemaatle namaz kılmayı Kuran’da bulamıyoruz, hadis rivayetlerine muhtacız” diyenlere de böylece muhteşem diyalektik anlatım metoduyla cevap vermiştir.
“Ey gerçeği onaylayanlar, cuma (toplantı) günü namaza (gün
içindeki bu öğlen namazına) çağrıldığınızda Allah’ıanmak için acele edin ve alışverişi bırakın.Bilseniz, bu sizin için daha iyidir. Namaz bitince,yeryüzüne yayılarak Allah’ın lütfunu arayın veAllah’ı sürekli anmaya devam edin.” (62:9-10)
SABAH (FECR) NAMAZI
İmsak ile Öğlen arasındaki vaktin tamamı Sabah Namazının
vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz
Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 2 rekat namaz kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Sabah
Namazımı Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyetederek 2 rekat Sabah (Fecr) Namazı kılınır.
ÖĞLEN (VUSTA) NAMAZI
Öğlen ile Akşam arasındaki vaktin tamamı Öğlen Namazının
vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Öğlen
Namazımı Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 4 rekat Öğlen (Vusta) Namazı kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz
Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek 2 rekat namaz kılınır.
AKŞAM (İŞA) NAMAZI
Akşam ile İmsak arasındaki vaktin tamamı Akşam Namazının
vaktidir. Bu zaman aralığı içinde kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Akşam
Namazımı Kılmaya” “Allah’u Ekber” diye niyet ederek önce 3 rekat Akşam (İşa) Namazı kılınır.
Bismillahirrahmanirrahim. “Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Namaz Kılmaya” “Allah’uEkber” diye niyet ederek 2 rekat namaz kılınır.
VAKİTLER
Gecenin gündüzün iki ucuna yakın bölümlerinde gözetilmesi gereken Sabah (Fecr: 24:58; 11:114) ve Akşam namazlarıyla (İşa: 24:58; 17:78; 11:114; 38:32) güneşin göğün ortasından sarkmaya başlamasından akşamakadar kılınması gereken Orta (Vusta: 2:238;17:78) namazı olmak üzere üç vakit namaz mevcuttur.
Kuran'da sadece üç namazın ismi geçer. Bir başka deyişle, "salat" (namaz) kelimesi, zamanbildiren üç tanımlayıcı kelime ile birlikte anılır. İkindiyi anlattığı zannedilen ayetler öğleni, yatsıyı anlattığı zannedilen ayetler akşamı anlatır. Kuran’dan ve bütün peygamberlerin uygulamalarından bu üç vaktin dışında bir namaz vakti çıkmaz.
1. Salat-el Fecr : Sabah Namazı (11:114;24:58)
2. Salat-el Vusta : Öğlen Namazı (2:238;17:78)
3. Salat-el İşa : Akşam Namazı (11:114;17:78; 24:58; 38:32)
Kuran’da Namaz vakitlerini belirleyen ayetlerin hepsinin bu üç vakit hakkında olduğunugörüyoruz. Kuran’da geçen namaz ayetlerinintamamını topluca değerlendirdiğimizde Orta Namaz olarak adlandırılan namazın sabah ile akşam namazı arasındaki öğle namazı olduğunu rahatlıkla bulabiliriz. Gecenin uyumamız için yaratıldığını (78:10-11) ve gece ortasında kalkıp Allah'ı anmanın üzerimize farz kılınmadığını (73:20) ve Cuma günü kılınan öğlen namazının günün ortasında kılınmasının emredildiğini (62:9-11) düşündüğümüzde "orta" namazın sabah ileakşam namazı arasındaki öğlen namazı olduğunu anlarız.
Tevrat da bu anlayışı destekler. İbrahim Peygamberin, İsa Peygamberin, MusaPeygamberin ve bütün peygamberlerin namazkıldığını hatırlarsak Tevrat'ta namaz vakitleriyle ilgili ifadelerin tarihsel değerini daha iyi idrak ederiz.
Tevrat'ın çevirilerine tam olarakgüvenilememekle birlikte Tevrat'ın en az üç ayetinde bulunan bu desteğin bir hata veya tahrif sonucu oluştuğu olasılığı zayıftır. Metnin orjinalolarak kalabilmiş bir kısmı olduğu anlaşılmaktadır.
Tevrat'taki bu ayetlerin gerek birbirleriyle ve gerekse Kuran ayetleriyle olan tutarlılığı dikkat çekicidir. (Bak: 1 Samuel 20:41; Zebur 55:16-17; Daniel 6:10)
Kuran öncesi kutsal kitaplardaki Kuran’la aynı olan tutarlı ayetler, esasen metnin ilk vahyindenitibaren aynı olduğunun da bir kanıtıdır. Ancak bugün itibariyle; tarihsel olarak süregelen meleklere/cinlere ve insanlara gönderilmiş ilk metnin tahrif edilmemiş tek kaynağı, Muhammed Aleyhisselam’a yeniden vahyedilen elimizdeki bu Kuran metnidir. Diğer Kutsal kitapların kaynak olarak bir bağlayıcılığı yoktur. Mevcut tüm kaynaklardan ancak tarihsel bilgi olarak yararlanılabilir.
Namaz vakitlerinin beşe çıkarılmasının oluşturduğu kara dumanların izini mezhepler tarihinde görebilirsiniz. Şia'nın beş vakit namazı üç vakte sıkıştıran garip pratiği, namazları beşe çıkartan Sünniler'in baskısı neticesi bir uzlaşmadan kaynaklanıyor olmasın? Sünnetlerle, nafilelerle, teravih namazlarıyla namaza sürekli zam yapan hadis ve sünnet izleyicilerinin üç vakit namazı beşe çıkarmaları çok mu uzak bir ihtimal?
CUMA GÜNÜ KILINAN ÖĞLEN NAMAZI
Kadın-erkek tüm inananlar haftada bir Cuma (toplantı) günü öğlen namazına açık bir duyuru ile çağrılır ve namazı erkek veya kadın bir müslümanın önderliğinde topluca gözettikten sonra herkes tekrar işine döner. (62:9-11) Duyuru Allah'ı anmaya bir çağrı olup başka isimler zikredilmez. (72:18-20)
Hutbe namazın bir parçası olmayıp toplantıdan yararlanılarak yapılan bazıhatırlatmalar ve güzel öğütlerden ibarettir.Mescitler (camiler) sadece Allah'a özgülenmeli.
Allah'ın ismi bir levhaya asılmışsa O'nun ismi yanında hiç bir ismi özellikle yerleştirmemeli.(72:18-20) Mescitler topluma açık yerleroldukları için mescitlere gidenler temiz ve güzel giyinmeli. (7:31)
CENAZE NAMAZI / DUASI
Cenaze namazı olarak bilinen dua, bir namaz değil aslında. Dileğe bağlı bir duadır. Allah'a ortak koşmadan ölmüş olanları hayırla anıp geride kalmış yakınlarına destek verme amacını güder. (9:84)
ABDEST
Namaz kılmak için abdestli olmak gerekir. (4:43; 5:6) Yüzler, eller yıkanır, başlar meshedilir, ayaklar da topuklara kadar.
Ayetlerdeki ifade, ayakların hem yıkanabileceği ve hem de meshedilebileceğibiçiminde anlaşılır. Yıkamak meshi de içerir, nitekim bunu bir önceki cümleyle yansıtmaya çalıştık.
Böylece, duruma ve iklime göre bize serbesti tanınır. Abdesti sadece cinsel ilişkide bulunmak ve tuvalet ihtiyacını gidermek bozar; Kanamak, kadınlarla tokalaşmak ve kadının adet görmesiabdesti bozmaz ve namaza engel olmaz. (5:6; 2:222)
Su bulunmazsa, namaza zihinsel olarak hazırlanmak için temiz bir zemine dokunularak eller ve yüz meshedilir. (5:6)
GİYİM
Namaz için örtünme diye bir koşul yoktur.Odasında kendi başına veya eşiyle birlikte namaz kılan biri dilerse şortla namaz kılabilir. Allah bizi elbiselerimize göre değerlendirmez ve bizim saklamaya çalıştığımız organları yaratan ve çalıştıran da kendisi olduğundan onları görmekten mahcup olmaz. Namaz, Allah ile doğrudan hesapsız iletişimdir.
Örtü olarak kullanılan pamuk, yün, naylon gibi nesnelerin çıplak vücutları meleklerden/cinlerden gizleyeceği biçimindeki yaygın inanış da temelsiz. Bizim çıplakvücudumuz meleklerin/cinlerin umurunda bileolmaz. Melek/cin; geçici olarak, insan, hayvanher türlü varlık suretine bürünebilir. Enerjioldukları için hızlı hareket edebilirler. Sorumlu vebilinçli varlıklardır. Melekler/cinler de insan gibi Allah’ın sorumlu kullarıdır.
Melek/cin, geleceği/gaybı bilemez ve inançlı insanlara asla zarar veremez. İnsan istemediği, iletişime geçmediği sürece de insanı göremezler.Her an gören ve bilen Allah’tır. (89:14) Namazdave her zaman muhatabımız melekler/cinler değil, Allah'tır. Örtünme toplumsal bir gereksinme olup kişiyi cinsel ve duygusal ilişkilerde diğerlerinden koruma amacını güder. Kuran’da Nur Suresindeki, ”Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinselliklerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar.
Örtülerini göğüslerinin üzerine koysunlar” (24:31) ayetindeki; kadınların göğüslerini örtmelerini emreden ayeti yanlış anlamlandıranlara kanarak, ayet hakkında hiç düşünmeden, namazda ya da namaz dışında kadınların saçlarını örtmelerinin emredildiği ya da tavsiye edildiğine inananlar için, kadınların ya da erkeklerin başlarını örtmelerinin, soğuktan ya dasıcaktan korunmak amacıyla kültürel olarakgelişmiş olduğu gerçeğini anlamak ancak akıl yoluyla mümkün olacaktır.
Kuran’da, kadın ve erkek için örtünme ayetlerigenel olarak cinsellikle ilgili mahrem (görünmekten korunması gereken, ayıp sayılan) yerlerin örtülmesiyle sınırlıdır. Saçlar ayıp yer değildir. Mahrem sayılan yerlerin örtülmesinde ise amaç iffetin korunmasıdır. (7:26,31; 33:59)
KIBLE
Namaz için İbrahim Peygamberin yeniden kurduğu Kutsal Mescide yani Kabeye yönelmeli. (2:125, 143-150; 22:26) Yolculuk anında kıbleye dönme koşulu ihmal edilebilir. (2:115)
REKAT SAYISI
Kuran’da namaz için rekat sayısında bir sınırlama bulunmamaktadır. Ancak Kuran’da şartları belirlenen namaz en az 2 rekat olarak ikame edilebilmektedir. 3 ya da 4 rekat olarakkılınsa bile bütün namazlar aslında ikinci rekattaki oturuşta sonlanmaktadır. Üçüncü rekattan sonraki kısım esasen iki rekatlık nafile namaz ve dua olmaktadır. İlave kılınan rekatlar ilave sevap amacıyla kılınmaktadır.
Sabah 2 rekat, Öğlen 2 rekat, Akşam 2 rekat namaz farzdır.
Namaz 3 veya 4 rekat olarak da kılınsa, farz olan sabah-öğlen-akşam namazlarının ikinci rekatlardan sonraki rekatları, bu farz namazlar dışındaki kılınan diğer namazların ise bütün rekatları nafile (ilave sevap amaçlı) kılınmaktadır.Korku durumunda (sabah-öğlen-akşam namazlarından) kısaltılarak kılınabilen 1 rekatlıkkorku durumundaki namazlar dışında başka bir rekatlık namaz bulunmadığı için akşam namazının ikinci rekatından sonra kılınan üçüncü rekat namaz tilavet secdesi (secde duası) yerinegeçer. Namazın 2 rekat olduğu da kısaltılabilen en küçük sayı 2 olmasından dolayıdır. Kuran’ın burada tümdengelim anlatım tekniği kullandığı, bazı ayetlerde de tümevarım anlatım tekniğini kullandığı, düşünerek okumaya, anlamayayönlendirdiği muhteşem anlatım sanatı kendini göstermektedir. Bütün namazlar, en az 2 rekatolmak kaydıyla 2-3-4 rekat olarak kılınabilir.(2:238-239; 4:101-103) Cuma günü kılınan öğlen namazı da sadece iki rekat olup, bu namaz her hafta topluca tekrarlandığı için rekat sayısınaekleme yapılamamıştır. Cuma günü kılınan öğlen namazı dışında, cemaatle kılınma zorunluluğu olmayan diğer namazların rekat sayıları çeşitli biçimlerde artırılmıştır.
Namazın 2 rekattan sonrası veya öncesi için kaç rekat ilave sevap amaçlı namaz kılınacağı kişinin durumuna ve koşullara bağlıdır. Toplu (cemaatle) namazlarda namazı 2 rekatlesınırlandırmak daha uygundur. Namazlar tek ya da toplu (cemaatle) imama uyarak cemaatle kılınabilir.
MEKANİĞİ
Namazı ayakta durarak (kıyam) kılmaya başlamalı (2:238; 3:39; 4:102) ve özel durumlarhariç durulan yerden hareket edilmemeli.(2:239)
Namazda eğilerek yere kapanmalı (ruku ve secde) böylece Allah'a teslimiyet fiziksel olarak da bildirilmeli. (4:102; 22:26; 38:24; 48:29) Herhangi bir korku durumunda ayakta durma ve eğilerek yere kapanma koşulu aranmaz. (2:239)
OKUMA
Namazda okuduğumuz sure ve duaların anlamını namaz anında bilmeli ve Allah ile konuştuğumuzun bilincinde olmalıyız. (sure ve duaların anlamlarını öğrenmeliyiz) (4:43)Namazları saygı içerisinde kılmalı. (23:2) İhtiyacımıza ve içinde bulunduğumuz duruma uygun olarak Allah'ın herhangi bir ismini (sıfatını) zikredebiliriz. (17:111) Namazda Allah'tan başkasını anmak namazın amacıyla çelişir. (6:162; 20:14; 29:45)
Namazda Allah'ı anmalı, düşünmeli,yüceltmeli, tesbih etmeli, tevbe etmeli ve sadece O'ndan yardım istemeli. (1:1-7; 20:14; 17:111; 29:45; 2:45) Fatiha suresi baştan sona Allah'ı muhatap alan bir dua niteliğinde olan biricik sure olup değişik dilleri konuşanların topluca namaz kılabilmelerini sağlayabilmesi açısından uygundur. (62:9-11; 4:101-103) Fatiha suresinden sonra ilave olarak ayrıca bir sure daha okunabilir. Namazlarda sure ve duaları orta bir sesle okumalı. Sure başlarındaki besmeleler okunmalı, namazlar ne özellikle gizlenmeli ne de gösteriş amacıyla açıkta kılınmalıdır. (17:111) Toplu namaz kılınırsa, namaza önderlik eden kişinin orta bir ses tonuyla okuduğu sure ve dua dinlenmeli.
Cemaatle kılınan namazda imam hiçbir dua ya da sureyi kesinlikle sessiz okumamalıdır. Açıktan sesli okumalı imama uyan cemaat de dinlemelidir. (7:204; 17:111) Otururken “Tahiyyat-Salli-Barik” denilen duaları okumamalı; zira bu dualar Muhammed Peygamber sanki herşeye nazır ve hazır bir tanrıymış gibi bir hitapiçermekte ve Allah'tan başkalarını anmaktadır.
İlla bir şey okunmak dilenirse, Allah'ın birliğine şehadet getirilebilir veya herhangi bir dua yapılabilir.
Namazda otururken Kunut Dualarını veRabbena duasını okumak,
Tahiyyat-Salli-Barik dualarını okumaktan anlamitibariyle daha uygundur.
NAMAZ SONRASI
Namazları oruç gibi kazaya bırakmak vesonradan kaza namazı olarak kılmak diye bir şey olmayıp belli vakitlerde yerine getirilmeli. Vaktinde kılınamayan bir namaz olursa, ilkfırsatta hemen bu namaz kılınmalı, sonra da giren vaktin namazı kılınmalıdır. Namazdan sonra Allah'ı anmaya ve zikretmeye devam etmeli. (4:103)
BİDATLER (EKLEMELER-ÇIKARMALAR)
Öğlen namazı, ikindi namazı adı altında mükerrer olarak ikinci kez kılınmaktadır. Aynı şekilde akşam namazı da yatsı namazı adı altında mükerrer olarak ikinci kez kılınmaktadır. Kuran’da ikindi ve yatsı vakti geçmez. Günün tam ortasından başlayıp güneş batıncaya kadar devam eden ve ikindi diye bilinen öğlenden sonraki akşamdan önceki zamanı da kapsayanzaman dilimine Öğlen denilmektedir. Aynı şekildegüneş battıktan sonra, yatsı denilen zamanı da kapsayacak şekilde güneşin doğmasına, yani imsak vaktine kadar geçen zaman dilimine akşam denilmektedir. Zaten ikindi denilen zamandilimi öğlenin son vakitleri, yatsı denilen zaman dilimi de akşamın son vakitleridir. Ayrı bir zamandilimi değildir.
Kuran’dan ikindi namazı diye anlaşılan namaz aslında öğlen namazıdır. Yine aynı şekilde Kuran’dan yatsı namazı diye anlaşılan namaz akşam namazıdır.
Kuran dikkatle incelendiğinde bu sonuca varıldığı açıkça görülecektir. Aslında öğlen ve akşam namazı olan ve sevap amaçlı kılınan ikindive yatsı namazlarını farklı ve ayrı namazlarmış gibi farzlaştırmak, Öğlen ve ikindi ile akşam ve yatsı namazlarını bazen veya her zaman cem etmek suretiyle birleştirmek (şii dünyasında vebazı sünni kesimde yapılan bu uygulama ileyapılan, aslında namazları zaten üç vakitte kılmaktır), kaçırılmış namazları kaza etmek, Allah’ın emrettiği ve ilk insandan bu yana kılınagelen, bütün peygamberlerin, İsa Peygamberin, Musa Peygamberin, Muhammed Peygamberin de kılmış oldukları üç vakit olan sabah-öğlen-akşam namazlarına sonradaneklenen fazladan bidatlerdir.
Camide, mescitte veya herhangi bir yerde ikindi namazı kılan cemaatle imama uyarak, öğlen namazına niyet edilerek kılınan namazöğlen namazı olur. Aynı şekilde yatsı namazı kılan cemaatle imama uyarak, akşam namazına niyet edilerek kılınan namaz akşam namazı olur. İkindiya da yatsı diye ayrı bir vakti olan, ayrı bir namaz yoktur.
İkindi namazı diye bilinen namaz aslında öğlen namazıdır. (2:238; 17:78) Yatsı namazı diyebilinen namaz ise aslında akşam namazıdır.(11:114; 17:78; 24:58; 38:32) Günümüzde bunamazlar süregelen yanlış bir uygulama ile ikişerdefa kılınmaktadır. Yani öğlen namazı, ikindi adı altında esasen öğlen vaktinde, akşam namazı da yatsı namazı adı altında esasen akşam vaktinde ikinci defa fazladan kılınmaya devam edilmektedir.
Güneşin sabah imsak (fecr) vaktinde doğmasıyla başlayan ve öğlene kadar devam eden zamana (Sabah - Fecr), güneşin gökyüzünde tam ortadayken başlayan ve akşama kadar devam eden zamana (Öğlen - Vusta) ve güneşin batmasıyla başlayan, ertesi sabah güneşin tekrar doğmasına kadar devam eden zamana (Akşam - İşa) tanımlaması yaparak; namaz vakitlerini kolaylık için tamamen güneşe duyarlı halde kodlayan, inananları karmaşık hesaplara, takvimlere, saate ve zamana bağlı olmaktan kurtararak, bütün enerjilerin kaynağı olarak yarattığı güneşe uyumlu bir şekilde zamana serbestçe hakim hale getiren, namaz vakitlerini akla ve hayatın olağan akışına uygun ve net bir şekilde tasarlayan ve yaratan Allah’ın şanı yücedir.
Ayrıca; “güneş sabah doğarken, öğlenortadayken ve akşam batarken kerahat vakti olduğundan namaz kılınmaz” uydurması da gerçeği yansıtmaz. Bu zamanlar ancak namazların başlangıç ve bitiş vakitlerini belirler.
Sevap amaçlı her zaman kılınabilecek olan nafile (serbest) namazları katagorize etmek suretiyle, vacip, sünnet, teravih, bayram, kuşluk, istihare, teheccüd namazı gibi isimlerle farklı bir namaz çeşidi olarak kılınmasını öngörmek, namaz kıldırma memurluğu (imamlık) diye bir meslek icad etmek, kadınların namazda önderlik etmesini yasaklamak, otururken Et-tahiyatuduasını okumak ve bu duada Peygambere ikincişahıs olarak seslenmek, eller ve parmakların yerikonusundaki detaylarla meşgul olmak, namazdan önce ağzı misvaklamanın, sarık veya terlik giyilmesinin daha sevap olacağına inanmak gibinice kurallar ve inançlar, hadis, sünnet ve mezhepler yoluyla Muhammed Peygamberden daha sonra Kuran’ı ve aklı devre dışı bırakarak bilinçsizce dine eklenen bidatlerdir.
GUSL ABDESTİ
Bismillahirrahmanirrahim. (Koruyan veLütfeden Allah’ın Adıyla)
“Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin Gusl AbdestiAlmaya” diye niyet
edilir.
Gusl Abdesti alırken Amentü duası okunur.
Eller yıkanır, ağız, burun ve yüz yıkanır.
Kollar dirseklerle birlikte yıkanır.
Baş, boyun ve kulaklar meshedilir.
Ayaklar yıkanır. (Yıkamak meshi de içerir)
Bütün beden hiç kuru yer kalmayacak şekildeyıkanır.
NAMAZ ABDESTİ
Bismillahirrahmanirrahim. (Koruyan veLütfeden Allah’ın Adıyla)
“Niyet Ettim Allah’ım Rızan İçin AbdestAlmaya” diye niyet edilir.
Namaz Abdesti alırken Amentü duası okunur.
Eller yıkanır, ağız, burun ve yüz yıkanır.
Kollar dirseklerle birlikte yıkanır.
Baş, boyun ve kulaklar meshedilir.
Ayaklar ayak bilekleri ile birlikte yıkanır. Yada su tutulur, suya sokulur. (Yıkamak, su tutmak, suya sokmak meshi de içerir)
AMENTÜ DUASI
(Amentü Duası, Gusül Abdesti ve NamazAbdesti alırken okunur.) Allahu Ekber / In God We Trust / Allah’a Güveniyoruz
Amentü billahi ve melâiketihi,ve kütübihî ve rusülihî ve'l yevmi'l- âhırive bi'l-kaderi, hayrihîve şerrihi mina'llâhi Teâlâ ve'l-ba'sü ba'de'lmevt. Hakkun, Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlühü.
Allah Herşeye Hakimdir / Allah İçinİmkansız Yoktur Allah İçin HerşeyMümkündür
Allâh-ü Te'âlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere; hayır ve şerrin Allâh-ü Te'âlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım ve bildim. Öldükten sonradirilmek de haktır. Ben bilirim ki, Allâh- ü Te'âlâ'dan başka ilâh yoktur. Yine bilirim ki, bütün peygamberler ve Muhammed Peygamber sadece Allah’ın kulu ve elçisidir.
NAMAZ DUALARI
SÜBHANEKE DUASI
(Sübheneke Duası namazların ilk rek'atindeayakta iken iftitah (başlama) tekbirinden sonra okunur.)
Allahu Ekber / In God We Trust / Allah’aGüveniyoruz
Sübhaanekellahümme ve bihamdikve tebâara kesmük ve teaalâaa ceddükve celle senâük ve lâailahe gayrük.Allah HerşeyeHakimdir / Allah İçin İmkansız Yoktur Allah İçin Herşey Mümkündür
Allahım! Sen eksik sıfatlardan temiz ve uzaksın. Kusursuz ve hatasız olan ancak sensin. Senin şanın yücedir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka tanrı yoktur.
Sübhanerabbiyelazim : Büyük olan Rabbimher türlü kusurdan uzaktır. (Rükuda okunur)
Semi`allahu limen hamideh : Allah kendinehamd edeni /
şükredeni işitir. (Rükudan sonra okunur)
Rabbena lekelhamd : Rabbim, hamd/şükürsanadır. (Rüku sonrası
ayakta iken okunur)
Sübhanerabbbiyel a`la : Yüce olan Rabbimher türlü kusurdan uzaktır. (Secdede okunur)
KUNUT DUASI - 1
Allahu Ekber / In God We Trust / Allah’aGüveniyoruz
Allahümme innâ nesteînüke ve nestagfirükeve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsnî aleykel- hayra küllehü neşkürukeve lâ nekfüruke ve nahleu ve netrukü men yefcüruk.
Allah Herşeye Hakimdir / Allah İçinİmkansız Yoktur Allah İçin Herşey Mümkündür
Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğinbütün nimetleri bilerek seni hayır ile anarız.Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkâr etmez veonları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkâr eden ve sana karşı geleni bırakırız.
KUNUT DUASI - 2
Allahu Ekber / In God We Trust / Allah’aGüveniyoruz
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallîve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercûrahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbekebilküffâri mülhık.
Allah Herşeye Hakimdir / Allah İçinİmkansız Yoktur Allah İçin HerşeyMümkündür
Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetleri sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kâfirlere ve inançsızlara ulaşır.
Kunut Duaları namazların her oturuşunda okunur. Otururken “Tahiyyat-Salli-Barik”denilen anlamı bozuk uydurma dualarınyerine kunut dualarının okunması daha uygundur.
RABBENÂ DUASI
Allahu Ekber / In God We Trust / Allah’aGüveniyoruz
Rabbenâ âtina fid’dünyâ haseneten ve fil’âhireti haseneten ve kınâ azâbennâr.Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mü’minîneyevme yekumü’l hisâb. Birahmetike yâErhamerrahimîn.
Allah Herşeye Hakimdir / Allah İçinİmkansız Yoktur Allah İçin HerşeyMümkündür
Allahım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru. Allah’ım, beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla. Bizi rahmetinle bağışla.
Rabbena Duası namazlardaki son oturuşlardakunut dualarından
sonra okunur.
Esselamu aleyküm ve rahmetullah : Allah'ınselamı üzerinize
olsun.
Namaz bitince sağ ve sol yöne selam verilir.Bu selam
kainattaki/evrendeki herkesedir.
SELAMDAN SONRA DUA
Allahümme entesselamü ve minkesselam,Tebarekte ya Zel Celali
vel-ikram.
Ey Allah’ım! Sen selamsın, bütün noksanlardan uzaksın. Dünya ve ahiret selametide senin yardım ve inayetinledir. Senmukaddessin ey Celal ve ikram sahibi olan Allah’ım.
Yine/yeniden ibadet edebilmek/namaz kılabilmek, sana ulaşmayı başarmak için bana güç ver. Yâ Rabbî! Kıldığım namazı kabûl et. Âhirve âkıbetimi hayr eyle. Kusursuz ve hatasız olan sadece sensin Allah’ım. Kusurlarımı ve hatalarımı affet. Beni ve yakınlarımı koru. Bana ve yakınlarıma lütfet.
Allah’ım! Senden bütün hayırlı işlerde sebat etmeyi ve doğruda kararlı olmayı dilerim. Yaratılışımı güzelleştirdiğin gibi ahlakımı da güzelleştir. Ey kalpleri bilen, müdahale eden ve hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi doğruluk ve dürüstlük üzere sabit kıl. Hayırlı kararlar vermeyi, iyilik işledikleri zaman sevinen, kötülükten korunan kullarından olmayı nasip et.
Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmayan ibadetten ve kabul edilmeyen duadan, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan, gece ve gündüz gelecekkötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan,kötü komşudan, kötü akrabadan sana sığınırım!Yakınlık sadece sana nisbetle güzeldir Allah’ım.
Bilerek, bilmeyerek; elimle, dilimle, gözümle, gönlümle ve cümle azalarımla işlemiş olduğum tüm günahlarımdan dolayı pişmanım, affet Allah’ım. Beni ve yakınlarımı koru. Benim, annemin, babamın, tüm yakınlarımın ve inananların ahir ve akıbetlerini hayreyle. Amin…
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi, emreder; hayâsızlığı vekötülüğü de yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verip aydınlatır. (Kuran :16 - NahlSuresi : 90.Ayet)
Bu ayette akraba kelimesi geçmez, yakın kelimesi geçer. Ancak yakın kelimesi maalesef Kuran çevirilerinde hatalı olarak “akraba” “yakınakraba” şeklinde yanlış olarak çevrilmektedir.
Allah kimseyi kimseye mecbur etmemiştir.İletişimde, ilişkilerde ve fiillerde özgür iradeyi esas almıştır. Kuran’ın, anlamı tezin içine gömenmuhteşem anlatım sanatı ve tekniği bu konuda da kendini göstermiştir.
Yakınlık düşünce ve inanç birliği içinde olunan, akraba, arkadaş, komşuları da içeren genel bir kavramdır, sadece akrabayla sınırlı değildir. Hatta düşünce ve inanç birliği olmayan akrabaları da kapsamaz. Kuran akraba kelimesini özellikle kullanmaz, bunu yerine yakınlık kelimesini kullanır.
Çünkü, yakınlık için akraba olmak yeterli olmadığı gibi gerekli de değildir. Öncelikle yakınlıkla oluşabilecek sevgi ve saygının hakedilmesi gerekir. Yakınlık bazen akraba olmayanlarla da (arkadaş, komşu vb.) kurulabileceği gibi, bazen akraba olduğu halde yakınlık kurulamayanlar (kardeş, kuzen, amca, hala, dayı, teyze vb.) olabilir.
Anne, baba ve çocuklar ile ilgili akrabalık yakınlığı bu bağlamda değerlendirilmez ve bu yakınlığın mutlak devam ettirilmesi istenir.
Allah’a ibadet edin O’na hiçbir şeyi ve kimseyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve anlaşma yaptıklarınıza/iş ilişkisi içinde bulunduklarınıza iyi davranın. Allah kendini beğenmiş kibirli kişileri sevmez. (Kuran : 4 -Nisa Suresi : 36.Ayet)
KUR'AN SIRASINA GÖRE SÛRELERİNFİHRİSTİ
|
SûreSırası |
Sûre İsmi |
Besmele Ayeti |
ÂyetSayısı |
Toplam ÂyetSayısı |
|
|
|
|
|
|
|
1 |
Fâtiha |
1 |
6 |
7 |
|
2 |
Bakara |
1 |
286 |
287 |
|
3 |
Âl-i İmrân |
1 |
200 |
201 |
|
4 |
Nisâ |
1 |
176 |
177 |
|
5 |
Mâide |
1 |
120 |
121 |
|
6 |
En'âm |
1 |
165 |
166 |
|
7 |
A'râf |
1 |
206 |
207 |
|
8 |
Enfâl |
1 |
75 |
76 |
|
9 |
Tevbe |
0 |
127 |
127 |
|
10 |
Yunus |
1 |
109 |
110 |
|
11 |
Hûd |
1 |
123 |
124 |
|
12 |
Yusuf |
1 |
111 |
112 |
|
13 |
Ra'd |
1 |
43 |
44 |
|
14 |
İbrahim |
1 |
52 |
53 |
|
15 |
Hicr |
1 |
99 |
100 |
|
16 |
Nahl |
1 |
128 |
129 |
|
17 |
İsrâ |
1 |
111 |
112 |
|
18 |
Kehf |
1 |
110 |
111 |
|
19 |
Meryem |
1 |
98 |
99 |
|
20 |
Tâ-Hâ |
1 |
135 |
136 |
|
21 |
Enbiyâ |
1 |
112 |
113 |
|
22 |
Hac |
1 |
78 |
79 |
|
23 |
Mü'minûn |
1 |
118 |
119 |
|
24 |
Nûr |
1 |
64 |
65 |
|
25 |
Furkan |
1 |
77 |
78 |
|
26 |
Şuarâ |
1 |
227 |
228 |
|
27 |
Neml |
2 |
92 |
94 |
|
28 |
Kasas |
1 |
88 |
89 |
|
29 |
Ankebût |
1 |
69 |
70 |
|
30 |
Rûm |
1 |
60 |
61 |
|
31 |
Lokman |
1 |
34 |
35 |
|
32 |
Secde |
1 |
30 |
31 |
|
33 |
Ahzâb |
1 |
73 |
74 |
|
34 |
Sebe' |
1 |
54 |
55 |
|
35 |
Fâtır |
1 |
45 |
46 |
|
36 |
Yâsin |
1 |
83 |
84 |
|
37 |
Sâffât |
1 |
182 |
183 |
|
38 |
Sâd |
1 |
88 |
89 |
|
39 |
Zümer |
1 |
75 |
76 |
|
40 |
Mü'min |
1 |
85 |
86 |
|
41 |
Fussilet |
1 |
54 |
55 |
|
42 |
Şûrâ |
1 |
53 |
54 |
|
43 |
Zuhruf |
1 |
89 |
90 |
|
44 |
Duhân |
1 |
59 |
60 |
|
45 |
Câsiye |
1 |
37 |
38 |
|
46 |
Ahkaf |
1 |
35 |
36 |
|
47 |
Muhammed |
1 |
38 |
39 |
|
48 |
Fetih |
1 |
29 |
30 |
|
49 |
Hucurât |
1 |
18 |
19 |
|
50 |
Kaf |
1 |
45 |
46 |
|
51 |
Zâriyât |
1 |
60 |
61 |
|
52 |
Tûr |
1 |
49 |
50 |
|
53 |
Necm |
1 |
62 |
63 |
|
54 |
Kamer |
1 |
55 |
56 |
|
55 |
Rahmân |
1 |
78 |
79 |
|
56 |
Vâkıa |
1 |
96 |
97 |
|
57 |
Hadid |
1 |
29 |
30 |
|
58 |
Mücâdele |
1 |
22 |
23 |
|
59 |
Haşr |
1 |
24 |
25 |
|
60 |
Mümtehine |
1 |
13 |
14 |
|
61 |
Saf |
1 |
14 |
15 |
|
62 |
Cum'a |
1 |
11 |
12 |
|
63 |
Münâfikûn |
1 |
11 |
12 |
|
64 |
Teğabün |
1 |
18 |
19 |
|
65 |
Talâk |
1 |
12 |
13 |
|
66 |
Tahrim |
1 |
12 |
13 |
|
67 |
Mülk |
1 |
30 |
31 |
|
68 |
Kalem |
1 |
52 |
53 |
|
69 |
Hâkka |
1 |
52 |
53 |
|
70 |
Meâric |
1 |
44 |
45 |
|
71 |
Nuh |
1 |
28 |
29 |
|
72 |
Cin |
1 |
28 |
29 |
|
73 |
Müzzemmil |
1 |
20 |
21 |
|
74 |
Müddessir |
1 |
56 |
57 |
|
75 |
Kıyamet |
1 |
40 |
41 |
|
76 |
İnsan |
1 |
31 |
32 |
|
77 |
Mürselât |
1 |
50 |
51 |
|
78 |
Nebe' |
1 |
40 |
41 |
|
79 |
Nâziât |
1 |
46 |
47 |
|
80 |
Abese |
1 |
42 |
43 |
|
81 |
Tekvir |
1 |
29 |
30 |
|
82 |
İnfitâr |
1 |
19 |
20 |
|
83 |
Mutaffifin |
1 |
36 |
37 |
|
84 |
İnşikak |
1 |
25 |
26 |
|
85 |
Bürûc |
1 |
22 |
23 |
|
86 |
Târık |
1 |
17 |
18 |
|
87 |
A'lâ |
1 |
19 |
20 |
|
88 |
Gâşiye |
1 |
26 |
27 |
|
89 |
Fecr |
1 |
30 |
31 |
|
90 |
Beled |
1 |
20 |
21 |
|
91 |
Şems |
1 |
15 |
16 |
|
92 |
Leyl |
1 |
21 |
22 |
|
93 |
Duhâ |
1 |
11 |
12 |
|
94 |
İnşirâh |
1 |
8 |
9 |
|
95 |
Tin |
1 |
8 |
9 |
|
96 |
Alak |
1 |
19 |
20 |
|
97 |
Kadir |
1 |
5 |
6 |
|
98 |
Beyyine |
1 |
8 |
9 |
|
99 |
Zilzâl |
1 |
8 |
9 |
|
100 |
Âdiyât |
1 |
11 |
12 |
|
101 |
Kâria |
1 |
11 |
12 |
|
102 |
Tekâsür |
1 |
8 |
9 |
|
103 |
Asr |
1 |
3 |
4 |
|
104 |
Hümeze |
1 |
9 |
10 |
|
105 |
Fil |
1 |
5 |
6 |
|
106 |
Kureyş |
1 |
4 |
5 |
|
107 |
Mâûn |
1 |
7 |
8 |
|
108 |
Kevser |
1 |
3 |
4 |
|
109 |
Kâfirûn |
1 |
6 |
7 |
|
110 |
Nasr |
1 |
3 |
4 |
|
111 |
Tebbet |
1 |
5 |
6 |
|
112 |
İhlâs |
1 |
4 |
5 |
|
113 |
Felâk |
1 |
5 |
6 |
|
114 |
Nâs |
1 |
6 |
7 |
|
|
|
|
|
|
|
|
Toplam |
114 |
6.232 |
6.346 |
|
|
19’a Tam Bölünme |
/19 |
/19 |
/19 |
|
74:30 |
Üzerinde 19 Vardır |
6 |
328 |
334 |
Kuran, asal bir sayı olan 19 sayısı temel sistemi üzerine kurulu 19 katsayılı matematiksel bir kodlama yapısıyla herhangi bir eklemeye-çıkarmaya karşı korunmuştur. (74:30) Kuran metninin tamamı harf ve kelime sayımı olarak da 19 sayısının katları şeklinde kodlanmıştır. Mesajını böylesine mükemmel ve diyalektik matriks bir iç savunma sistemine sahip kılan Allah çok yücedir!
Asal sayılar, sadece iki pozitif tam sayı böleni olan doğal sayılardır. Sadece kendisine ve 1 sayısına kalansız bölünebilen 1'den büyük tam sayılardır. En küçük asal sayı 2'dir.
Kur'an'da Bâzı Kelimelerin ve Harflerin Tekrar Sayıları
19 Sayısının Bölünemeyen Tam Katıdır
Kuran’daki 19 Kodlu Matematiksel Sistemin Bazı Örnekleri :
• Kur'an'da 114 sure vardır (6x19). 114'ün çarpanları olan 6 ve 19, oluşturduğu 619 sayısı ise 114. asal sayıdır. 114 sayısı 19’un kalansız bölünebilen 6 katıdır.
• Kur'an'ın başlangıcında yer alan Besmele (Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla) tamlaması bütün Kur'an nüshalarında 114 (6x19) defa geçer.
• Kuran'ın Fatiha Suresi başında bulunan ilk ayeti Besmele 19 harftir. "Bismillahirrahmanirrahim" (Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla) ifadesi toplam 19 harften oluşur.
• Besmele, 9. surenin başında bulunmaz; fakat bütün surelerin başında olup da, 9. surenin başında yer almayan bu kayıp Besmele 19 sure sonra, iki Besmele'ye sahip 27. Neml (Karınca) Suresi'nin 30. Ayetinde
tamamlanır. Böylece Kuran'daki Besmele tekrarları 114 (19x6) olmaktadır.
• Kuran'da, numarasız Besmeleler dahil 6.346 (19x334) ayet vardır.
• Besmele'deki her kelimenin Kuran boyunca tekrarlanma sayıları hep 19'un katlarıdır: İsim (19 : 19 x 1) Allah (2.698: 19 x 142) Rahman (57 : 19 x 3) Rahim (114 : 19 x 6)
• "Allah" kelimesinin geçtiği tüm ayetlerin numarasını tekrarsız olarak toplarsanız, toplam: 118.123 (19x6.217).
• Kuran'da geçen tüm tam sayıları tekrarsız olarak toplayınız. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 19, 20, 30, 40, 50, 60, 70, 80, 99, 100, 200, 300, 1.000, 2.000, 3.000, 5.000, 50.000, 100.000. Bu 30 tam sayının toplamı 162.146 : (19x8.534) dir.
• Kuran, bu 30 tam sayıya ek olarak 8 kesirli sayı içerir: 1/10, 1/8,
1/6, 1/5, 1/4, 1/3, 1/2, 2/3. Demek ki, 30 tanesi tam sayı ve 8 tanesi kesirli sayı olmak üzere Kuran'da 38 (19x2) adet sayı bulunur.
• Her suredeki ayetlerin toplam sayısından sonra o suredeki ayetlerin numaralarını tek tek yanyanayazarak Kuran boyunca bunu sürdürürsek elde edeceğimiz 12.692 rakamlı uzun sayı 19'un tamkatıdır. Rakamların sayısı olan 12.692 sayısı da 19'un tam katıdır.
• İlk vahiy olarak kabul edilen 96. surenin ilk beş ayeti, toplam 19 kelimedir. 19 kelimelik ilk vahiy 76 (19 x 4) harftir.
• İlk vahyi barındıran 96. Alak Suresi toplam 19 ayettir. Alak, aynı zamanda sondan 19. sure ve 304 (16 x 19) harftir.
• Son vahiy olarak kabul edilen ve Kur'an'da 110. olarak gelen Nasr Suresi 19 kelimedir ve ilk ayet 19 harften oluşmaktadır.
• Kur'an'da bâzı surelerin başında bulunan, tanımı ve açıklanması yapılamamış 14 adet harfin (hurufu mukataa) 19 ve katları ile başında bulunduğu sureleri korur. Giriş ayetlerinde kafharfi bulunan sureler
olan 42. Şura Suresi'nde 57 (3x19), 50.
• Kaf Suresi'nde 57 (3x19) adet kaf harfi bulunur.
• Kuran'ın temel mesajı Allah'ın birliğidir. Nitekim Allah'ın Vahid (Bir) isminin sayısal ebced değeri, 6+1+8+4 = 19'dur.
...
19 sistemi Kuran metninin tamamına yayılmıştır. Birtakım sonuçları tespit edilebilmiş, bazı sonuçları da henüz tespit edilememiş ve keşfedilmeyi bekleyen birçok özgün özellik barındırır.
Ancak, Kuran metnine özgü bu sistemin aynısı hayatın diğer alanlarında da aranmaya çalışıldığında yanlış varsayımlar ve yanlış sonuçlar ortaya çıkabilir. Hayatın diğer alanlarında da kendine özgü matematiksel kodlamaya dayalı birçok nümerolojik sistem mevcuttur. Ancak her sistem, Kuran metnindeki 19 sisteminde olduğu gibi kendine özgü farklı özellikler barındırdığından dolayı biriciktir ve özgündür. Kuran metnindeki 19 kodlama sistemi farklı ve kendine özgüdür. Kuran’daki 19 katsayılı kodlama sistemini hayatın her alanına yayarak, 19’lu matematiksel eşitliklere de kutsal anlamlar yüklemek Kuran mesajıyla çelişir. Bazı ünlü kişilerin hayatlarındaki 19’lardan, kodlardan, tarihlerden, harf ve kelime sayımlarından yola çıkarak 19 kodlamasını hayatın her alanında aramak ve kullanmak Bahailerin hayatı 9 ve 19 sayılarını kullanarak birçok sınırlamalar getiren zorlama yorumlarına benzer sınırlamalara yol açar. Allah Kuran metnini ekleme ve çıkarmalara karşı kendi yarattığı sistem olan 19 matematiksel kodlaması ile korumuştur. 19 sayısı asal bir sayı olduğundan hayatın birçok alanında ilginç tesadüfler (rastlantılar) olarak karşımıza çıkabilir. Buna kutsal anlamlar yüklemek doğru değildir. Kişisel ve spesifik olarak kalmalıdır. Kişisel veöznel olanı genelleştirip kural haline getirerek toplumsallaştırmak ve topluma yaymak, yanlış varsayımlara, yanlış anlamalara ve yanlış sonuçlara yol açabilir. 19 sayısını hayatın diğeralanlarında aramak yanlıştır. 19 ile ölçmek, biçmek, birtakım sonuçlar çıkarmak hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu tür genel çıkarımlar ve spesifik yorumlar Kuran’daki 19 sisteminiperdeler, birçok yanlış algılara neden olur ve sonuçta Kuran mesajıyla da çelişir.
19 Matematik Kodlama Sistemi sadece Kuran metninde vardır. 19 sayısını hayatın diğer alanlarında aramak ve hayatta karşımıza çıkan birtakım sayıları ve kuramları 19 sayısına eşitlemeye, denk getirmeye çalışmak yanlıştır. Allah’ın böyle bir vaadi yoktur.
Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, Müddesir / Gizlenen Suresi’ne gömülü “74:30. Üzerinde 19 vardır” ayetinden önceki ve sonraki ayetler 19 kodlaması ile ilgili değildir. Sadece bu ayet bu sistemi anlatmaktadır. Suredeki diğer ayetler başka konulardan sözetmektedir. Kuran’ın anlatım tekniğinde bazen bir sure içinde birçok farklıkonunun ayetlerde anlatıldığı görülmektedir. Kurandiyalektikdir. Sadece akla değil bilince de hitap eder.
Kuran’da Ayrıca Sayısal Harmoni Mevcuttur
Sayısal Eşitleme Uyumu Kullanılmıştır
• "Ay" (Şehr) kelimesi Kuran boyunca 12 kez geçer.
• "Gün" (Yevm) kelimesi 365 kez geçer.
• "Günler" (Eyyam ve Yevmeyn) 30 kez geçer.
• "Kötülük/şeytan" ve "Melek" kelimeleri eşit sayıda 88'er kez geçer.
• "Dünya" ve "Ahiret" kelimeleri eşit sayıda 115'er kez geçer.
• "İman" ve "Küfr" kelimeleri eşit sayıda 25'er kez geçer.
• "Adalet" (Qıst) ve "Zulüm" kelimeleri 15'er kez geçer.
• "Güneş" (Şems) ve "Işık" (Nur) kelimeleri 33'er kez geçer.
• Allah'ın "De" (Qul) hitabı ile, melekler, insanlar ve melekler/cinler için kullanılan "Dediler" (Qalu) kelimesi eşit sayıda 332'şer kere geçer. (21:112) ayetinin ilk kelimesi "Qale" değil, "Qul" dür. Bazı Kuran nüshalarında yanlışlıkla "Qale" (dedi) biçiminde yazılmıştır.
...
Bunun gibi matematiksel gerçekler, FuadAbdülbakinin ünlü Kuran fihristi olan “El MucemülMüfehres Li Elfazil Quranil Kerim” kitabında, Türkçe “Kur’an Hiç Tükenmeyen Mucize” adlı kitapta ve daha birçok kaynakta tespit edilmiştir.
NAMAZDA OKUNAN SURELERİN VE DUALARIN ANLAMLARI MUTLAKABİLİNEREK OKUNMALIDIR
001 : Fatiha Suresi / Açılış / Yardım / LutufSuresi
002 : Bakara Suresi 255. Ayeti (Ayete'l-Kursi)
055 : Rahman / Koruyan Suresi
093 : Kuşluk / Duha Suresi
094 : İnşirah Suresi
095 : Tin Suresi
096 : Alak Suresi
097 : Kadir Suresi
098 : Beyyine / Kanıt Suresi
099 : Zilzal Suresi
100 : Adiyat Suresi
101 : Karia Suresi
102 : Tekasür Suresi
103 : Asr Suresi / Zaman Suresi
104 : Hümeze Suresi / Hasedden KorunmaSuresi
105 : Fil Suresi / Zarardan Korunma Suresi
106 : Kureyş Suresi / Şükür Suresi
107 : Maun Suresi / Yardımlaşma / PaylaşmaSuresi
108 : Kevser Suresi / Bolluk / Bereket /Mutluluk Suresi
109 : Kafirun Suresi / Kötülükten KorunmaSuresi
110 : Nasr Suresi / Yardım Suresi
111 : Tebbet Suresi / Beddua Suresi
112 : İhlas Suresi / Allah’ın Mutlak BilgisiSuresi
113 : Felak Suresi / Şafak / Umut Suresi
114 : Nas Suresi / İnsan / Cin (Melek) Suresi
Namazlarda okunan surelerin anlamlarındadüşünce ve dua mahiyetinde birçok mesajlar bulunmaktadır. Allah ile konuşma metinleridir.Her gün üç vakitte düşünülerek okunması insan bilincinde yenilenme ve tekamül ile Allah’a ulaşmayı sağlayacaktır. Kuran’daki tüm sureler ya da bağımsız ayetler namaz sırasında okunabilir. Ancak kısa surelerin bütün olarak okunması teamül haline gelmiştir. Kuran’ı anlayarak okumak esastır.
001- FATİHA / AÇILIŞ SURESİ
Eûzü Billâhi Mineşşeytânir Racîym
Bismil-lâ-hir- Rahmân-ir'Rahıym. El-hamdülillahi Rabbil-âlemiyn. Er'Rahmânir-Rahiym.Mâliki Yevmiddiy. İyyâake-nâbüdü ve iyyâakenesteiyn. İhdinassırâtal-müstekıym. Sıraatalleziyne-en'amte aleyhim. Gayril mağdubialeyhim ve leddâlliyn. (Amin)
Allah’ım Her Türlü Kötülükten Sana Sığınırım
Rahman (koruyan) ve Rahim (bağışlayan, lütfeden) Allah’ın adıyla başlarım. Hamd (şükür);O, âlemlerin Rabbi, O Rahmân, Rahîm, O, âhiretgününün mâliki Allâh’a mahsustur. Allah’ım yalnız sana ibâdet ve kulluk ederiz, sadece senden yardım dileriz. Bizi koru ve kendine ulaştır. Kendilerine bol bol nîmet verdiğin sana ulaşmış olanların yoluna, ki onlar ne azıp sapmış, ne de gazabına uğramışlardır. (Duâmıkabul et Allâh'ım!)
002- BAKARA SURESİ 255. AYETİ (AYETE'L-KURSİ)
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâte’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehûillâ biiznihi. Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâhalfehüm velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî illâbimâ şâe. Vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard.Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ınAdıyla
Allâh, O Allâh'dır. O yegâne hak mâbuddurki O'ndan başka İlâh yok, yalnız O; daima yaşayan, duran, tutan, her an bütün hilkat üzerinde hâkim, Hayy ü Kayyum ancak O'dur. Ne gaflet basar O'nu, ne uyku. Göklerde, yerde nevarsa hepsi O'nundur. Kimin haddine ki izniolmaksızın O'nun yanında şefaat edebilsin? Allah yarattıklarının işlediklerini, işleyeceklerini, geçmişlerini, geleceklerini bilir. Onlar ise O'nun bildiklerinden yalnız dilediği kadarınıkavrayabilir; başka bir şey bilemezler. O'nun kürsüsü, ilmi bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır ve bunların koruyuculuğu, bunları görüpgözetmek kendisine bir ağırlık da vermez. O, öyle ulu, öyle büyük ve yücedir…
055- RAHMAN / KORUYAN SURESİ
Bismillahirrahmanirrahim
Er rahman. Allemel kur'ane. Halekal insane. Allemehul beyan. Eş şemsu vel kameru bihusban.Ven necmu veş şeceru yescudan. Ves semaerafeaha ve vedaal mizan. Ella tatğav fil mizan. Ve ekıymul vezne bil kıstı ve la tuhsirul mizan. Velerda vedaaha lil enam. Fiha fakihetuv ven nahluzatul ekmani. Vel habbu zul asfi ver rayhan. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Halekal'insane min salsalin kelfahhari. Ve hale kalcanne min maricin min narin. Febieyyi alairabbikuma tukezzibani. Rabbulmeşrikayni verabbulmağribeyni. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Mereclbahreyni yeltekıyani. Beynehuma berzahun la yebğıyani. Febieyyi alairabbikuma tukezzibani. Yahrucu inhumellu'luvelmercanu. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Ve lehulcevarilmunşeatu fiylbahri kela'lami.Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Kullu men'aleyha famin. Ve yebka vechu rabbike zulcelalivel'ikrami. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Yes'eluhu men fiyssemavativel'ardı kulle yevminhuve fiy şe'nin. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Senefruğu lekum eyyuhessekaleni. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Ya ma'şerelcinni vel'insi inisteta'tum en tenfusu minaktarissemavati vel'ardı fenfuzula tenfizune illa bisultanin.
Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani. Yurselu'aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Feizenşakkatesissemau fekanetverdeten keddihani. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Feyevmeizin la yus'elu 'an zenbihiinsun vela cannun. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Yu'refulmucrimune bisiymahumfeyu'hazu binnevasıy vel'akdami. Febieyyi alairabbikuma tukezzibani. Hazihi cehennemulletiyyukezzibu bihelmucrimune. Yetufune beyneha vebeyne hamiymin anin. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Ve limen hafe mekame rabbihicennetani. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.Zevata efnanin. Febieyyi alai rabbikumatukezzibani. Fiyhima 'aynani tecriyani. Febieyyialai rabbikuma tukezzibani. Fiyhima min kullifakihetin zevcani. Febieyyi alai rabbikumatukezziban. Muttekiiyne ala furuşimbetainuha ministebrak ve cenel cenneteyni dan. Fe bi eyyi alairabbikuma tukezziban. Fihinne kasıratut tarfi lemyatmishunne insun kablehum ve la can. Fe bi eyyialai rabbikuma tukezziban. Ke ennehunnel yakıtıvel mercan. Fe be eyyi alai rabbikuma tukezziban.Hel cezaul ıhsani illel ihsan. Fe bi eyyi alairabbikuma tukezziban. Ve min dunihimacennetan. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.Mudhammetan. Fe bi eyyi alai rabbikumatukezziban. Fihima aynani neddahatan. Fe bi eyyialai rabbikuma tukezziban. Fihima fakihetuv venahluv ve rumman. Fe bi eyyi alai rabbikumatukezziban. Fihinne hayratun hısan. Fe bi eyyi alairabbikuma tukezziban. Hurum maksuratun fil hıyam. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban. Lemyatmishunne insun kablehum ve la can. Fe bi eyyialai rabbikuma tukezziban. Muttekiiyne ala rafrafinhudriv ve abkariyyin hısan. Fe bi eyyi alairabbikuma tukezziban. Tebarakesmu rabbike zil celali vel ikram.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Rahman, Kuran’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti. Güneş ve ay bir hesap ile (hareket etmekte) dir. Yıldızlarve ağaçlar secde etmektedirler. Göğü yükselttive ölçüyü/dengeyi koydu. Ki ölçüyü aşmayasınız. Ölçüyü adaletle gözetiniz; ölçüyü kaybetmeyiniz. Yeryüzünü tüm yaratıklar için yarattı. Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları vardır. Kabuklu taneler ve baharatlar. (Ey insanlar ve melekler/cinler), Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İnsanı, çömlek gibi kuru bir çamurdan yarattı. Melekleri/cinleri de dumansız ateşten yarattı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İki doğunun ve iki batının Rabbi. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar. Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşıp karışmazlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkisinden de inci ve mercan çıkar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Denizde dağlar gibi akıp giden gemiler O’nundur. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Kainat (evren) üzerinde bulunan herkes ölümlüdür. Sadece Görkemli ve Onurlu Rabbininvarlığı kalıcıdır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Göklerde ve yerde olan herkes (melek/insan) O’na dua eder/ister. O her gün kesintisiz kontrol etmektedir. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Ey sorumluiki topluluk, sizi elbette sorguya çekeceğiz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Ey insanlar ve cinler topluluğu, göklerin ve yerin çaplarını aşmaya gücünüz yetiyorsa, aşıp geçin. Bir yetkiye sahip olmadan geçemezsiniz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?Üzerinize ateşten toplar ve ışınlar gönderilir; yardım görmezsiniz.
Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Gök parçalanıp da, yağ gibi eridiği ve kırmızı bir güle dönüştüğü zaman… Rabbinizin hanginimetlerini yalanlayabilirsiniz? O gün ne insana ne de cine günahından sorulmaz. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Suçlularyüzlerinden tanınır ve yaka paça götürülürler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İşte bu, suçluların yalanlayıp durduğu cehennemdir. Onunla kaynar su arasında dönüp dolaşırlar. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Rabbinin görkeminden korkan (cin ve insan) lar için iki bahçe vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Türlü besinlerle doludur her ikisi. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İçlerinde akan pınarlar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkisinde de her meyveden ikiçeşit vardır. Rabbinizin hangi nimetleriniyalanlayabilirsiniz? Astarları atlastan yataklara yaslanırlar, her iki bahçenin meyveleri pek yakındır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Oralarda sarkan meyveler vardır; daha önce ne bir insan ne de bir cin tarafından dokunulmamış. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Onlar yakut vemercan gibidirler. Rabbinizin hangi nimetleriniyalanlayabilirsiniz? İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir? Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? O ikisinin ötesinde iki bahçedaha var. Rabbinizin hangi nimetleriniyalanlayabilirsiniz? Yemyeşildirler. Rabbinizinhangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Her ikisinde de meyveler, hurmalar ve narlar vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Her ikisinde de iyilikler, güzellikler vardır. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Kendilerini korumuş güzeller, güzellikler. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Daha önce onlara ne insan ne de melek/cin dokunmamıştı. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Yeşil yastıklara ve işlemeli halılara yaslanırlar.Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? Şanı yüce ve Onurlu Rabbinin ismi ne yücedir!
093- KUŞLUK / DUHA SURESİ
Bismillahirrahmanirrahim
Vedduha Velleyli iza seca. Ma vedde'akerabbüke ve ma kala. Ve lel'ahıretü hayrün lekeminel'ula. Ve lesevfe yu'tıyke rabbüke feterda.Elem yecidke yetiymen feava. Ve vecedekedallen feheda. Ve vecedeke 'ailen feağna.Femmel yetiyme fela takher. Ve emmessaile felatenher. Ve emma binı'meti rabbike fehaddis.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ınAdıyla
Andolsun kuşluk vaktine ve dingin olduğu zaman geceye. Rabbin seni ne bıraktı ne de sanadarıldı. Senin için son baştan daha iyidir.
Rabbin yakında sana verecek ve sen debeğeneceksin. Seni bir öksüz olarak bulup barındırmadık mı? Seni yolunu şaşırmış olarak bulup doğruya iletmedik mi? Seni fakir bulup zengin etmedik mi? Öyleyse, öksüzü yüzüstü bırakma. Sana ihtiyacı olanın da gönlünü kırma. Rabbinin sana yaptığı iyilikleri de anlat.
096- ALAK / YARATILIŞ SURESİ
Bismillahirrahmanirrahim
İkra' bismi rabbikelleziy halak. Halekal'insane min 'alak. İkra' ve rabbükel'ekrem. Elleziy 'alleme bilkalem. Allemel'insane ma lem ya'lem. Kella innel'insaneleyatğa. Erra a hustağna. İnne ila rabbikerrü. Eraeytelleziy yenha. Abden iza salla. Eraeyte in kane 'alelhüda.
Ev emara bittakva. Eraeyte in kezzebe ve tevella. Elem ya'lem biennallahe yera. Kella leinlem yentehi lenesfe'an binnasıyeh. Nasıyetinkezibetin hatıeh. Felyed'u nadiyehu. Sened'uzzebaniyete. Kella la tütı'hü vescüdvakterib.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Yaratan Rabbinin ismiyle oku. O, insanı bir embriyodan yarattı. Oku, Rabbin En Cömert/Yüce olandır. Allah yazmayı öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretti. Doğrusu, insan azar; Kendini yeterli görerek. Elbette, dönüşsenin Rabbinedir. Gördün mü, şu engelleyeni:Desteklerken bir kulu? Ne dersin, o doğru yoluizleseydi? Yahut erdemliliği öğütleseydi? Ne dersin, o yalanlayıp yüz çevirdiyse? Bilmez mi ki Allah her şeyi kuşatmıştır ve görmektedir.Doğrusu, buna son vermezse, yakalarız nefsinden, O yalancı ve günahkar nefsi. O zamanhaydi çağırsın kendi gibi günahkarları. Biz demelekleri/cinleri görevlendireceğiz… Asla, onauyma; secde et ve yaklaş!
097- KADR / KUDRET / KADİR GECESİSURESİ
Bismillahirrahmanirrahim
İnnâ enzelnâhü fî leyletil kadr. Ve mâedrâke mâ leyletül kadr. Leyletül kadri hayrummin elfi şehr.Tenezzelül melâiketü ver rûhu fîhâ. Bi izni rabbihim min külli emr. Selâmün hiyehattâ matleıl fecr.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ınAdıyla
Doğrusu Biz, onu Kadir gecesinde indirdik.Kadir gecesinin ne
olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi; bin aydandaha hayırlıdır.
Melekler ve Rûh, o gece Rablarının izniyle her işiçin iner de iner. O, tanyeri ağarıncaya kadar bir selâmettir.
098- BEYYİNE / KANIT SURESİ
Bismillahirrahmanirrahim
Lem yekünillezine keferu min ehlil kitabivelmüşrikine münfekkıyne hatta te'tiyehümülbeyyineh. Rasulüm minallahi yetlusuhufem mütahherah. Fiha kütübün kayyimeh. Ve ma teferrekallezıne utül kitabe illa min ba'dima caethümül beyyineh. Ve ma ümiru illa liya'büdüllahe muhlisıyne lehüd din hunefae veyükıymussalate ve yü'tüzzekane ve zalikediynülkayyimeh. İnnelleziyne keferu minehlilkitabi velmüşrikiyne fiy nari cehennemehalidiyne fiyha ülaike hüm şerrülberiyyeh.İnnelleziyne amenu ve 'amilussalihati ülaike hümhayrülberiyyeh. Cezaühüm'ınde rabbihimcennatü 'adnin tecriy min tahtihel'enharühalidiyne fiyha ebeden radıyallahü 'anhüm ve radu 'anhü zalike limen haşiye rabbeh.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Kitap halkının inkârcıları ve kafir (gerçeği örten) putperestler, kendilerine açık delil/kanıt gelmesine rağmen yollarını terketmezler. Allah’ın bir elçisi kendilerine arındırılmış/temizlenmiş sahifeler okuyor. Onda dosdoğru öğretiler vardır. Gerçek şu ki, kendilerine kitap verilmiş olanlar, ancak onlara açık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. Oysa onlardan, dini sadece Allah’a aitkılan tektanrıcılar (monoteist) olarak O’na hizmet etmeleri, namazı gözetmeleri ve zekatıvermeleri istenmişti. İşte dosdoğru din budur. Kitap halkının inkârcıları ve müşrik putperestler, cehennem ateşinin içindedirler ve orada kalıcıdırlar (kafirler/gerçeği örtenler burada ikinci bir ölümle/yokoluşla cezalandırılacaktır). Onlar, yaratıkların en kötüsüdür.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar ise yaratılmışların en iyileridir. Rab’leri katındaki nasipleri, içlerinden/altlarından ırmaklar akanbahçelerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır.Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. Rabbine saygı gösterenlerin ahir ve akıbetleri böyledir.
ASR / ZAMAN SURESİ
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym
Vel'asr. İnnel'insâne lefî husr. İllellezîneâmenû ve amilûssâlihâti vetevâ savbilhakkıvetevâ savbissabr.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Andolsun akıp giden zamana ki; İnsanlarzarardadır. Ancak gerçeği onaylayıp erdemli davrananlar, birbirlerine gerçeği öğütleyenler ve sabredenler ve birbirlerine sabretmeyi öğütleyenler hariç.
103- HÜMEZE SURESİ
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym
Veylül li külli hümezetil lümezeh. Ellezıcemea malev ve addedeh. Yahsebü ennemalehu ahledeh. Kella le yümbezenne fil hutameh. Ve ma edrake mel hutameh. Narullahilmukadeh. Elleti tettaliu alel ef'ideh. İnnehaaleyhim mü'sadeh. Fi amedim mümeddedeh.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Yazıklar olsun her dedikoducuya veiftiracıya. Ki o para/mal biriktirir ve onu sayardurur. Sanki parası/malı onu ölümsüzyapacakmış gibi. Asla; onu Hutama’ya atacağım. Hutama’nın ne olduğunu bilir misin? ALLAH’ıntutuşturulmuş ateşidir. Ki beyinlere işler. Onların üzerine kapanmıştır. Yükselen direkler arasında.
104- FİL SURESİ
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym
Elem tera keyfe feale rabbüke bi eshaabilfiyl. Elem yec'al keydehüm fii tadliyl. Ve erselealey him tayran ebâabiyl. Termiyhim bihıcâaratim min sicciyl. Fecealehüm Ke asfim me'küül.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
|
Görmedin mi, ne yaptı Rabbin Fil sahiplerine? Onların kötüdüşünceli planlarını bozup büsbütün perişan kılmadı mı? Üzerlerine sert taşlar bırakan, sürü sürü kuşlar saldı da, hemen onları bir yenik hasıl(güve yiyip tanesiz kalmış ekin yaprağı, saman) gibi kılıverdi.
106- KUREYŞ SURESİ |
|
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Li iylâafi kurayşin. İlâafihim rihleteş şitâaaai vessayf. Fel ya'büdüürabbehâazel beyt. Ellezii et 'amehüm min cuuın ve âmene hüm min havf.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla Kureyş bu mesajı sahiplenmeli. Faydalandıkları kış ve yaz kervanlarını sevdikleri gibi bu evin (Kâbe'nin) rabbine (Allâh'a) ibâdetetsinler; Allah’ki, onları açlıktan kurtarıp doyurdu ve bir korkudan emin kılarak güvene kavuşturdu. |
|
107- MAUN / YARDIMLAŞMA / PAYLAŞMA SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Eraeytellezi yükezzibi biddiyn. Fezâalikellezi yedü'ul yetiym. Velâayehuddu alâa ta'aamil miskiyn. Feveylül lil musalliyn. Elleziyne hüm an salâatihim sâahüün. Elleziyne hüm an yüraa üüne. Ve yemneuunelmâauun.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla Gördün mü o, dîne (ceza gününe ve âhirete) inanmayanı? İşte hak dîne ve ceza gününe inanmayan, o kimsedir ki: Öksüzü itip kakar,çâresizin ve yoksulun yiyeceğine dair teşvikte bulunmaz; ne kendisidoyurur, ne de başkalarının doyurması için uğraşır. Yazıklar olsun o namaz kılanların haline ki, onlar namazlarından gafildirler (okuduklarınınanlamını bilmeden sarhoş gibi namaz kılarlar) Onlar ki gösteriş için yaparlar ve yardımı da engellerler. |
|
108- KEVSER / BOLLUK / BEREKET / MUTLULUK SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym İnnâa e'taynâakel kevser. Fesalli li rabbike ven har. İnne şâaniekehüvel ebter. |
|
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Biz sana bolca nimetler verdik. Sen de Rabbin için ibadet et ve Allah’a yönel. Mutsuz olacak olanlar, kötülük yapanlardır. |
|
109- KAFİRUN SURESİ |
|
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym
Kul yâa eyyühel kâafiruun. Lâa e'büdü mâa tebüdüün. Velâaentüm aabidüüne mâa a'büd. Velâa ene aabidüm mâa abed-tüm. Velâaentüm aabidüüne mâa e'büd. Leküm diynüküm veliye diyn.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla De ki: Ey gerçeği örten kâfirler! inanmam o inandığınız hayat tarzınıza. Siz de inanacak değilsiniz benim Mabudum Allah'a. Hem ben tapıcı değilim sizin gibi ilah edindiğiniz nefsinize. Siz de inanmazsınız benim ibâdet ettiğim Allah'a. Sizin dîniniz, hayat tarzınız size, benimdînim, hayat tarzım da bana. (Hayatı ve ölümü yaratan Allah’a hamdolsun.) |
|
110- NASR / YARDIM SURESİ |
|
Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym İzâa câaae nasrullaahi vel fethu. Ve raeytennâase yedhu-lüüne fiidiynillahi efvâacâa. Fesebbih bihamdi rabbike vesteğfirhü innehüü kâanetevvaâbâa. Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
Allâh'ın yardımı ve zafer geldiği, fütûhat kapılarının açıldığı zaman; halkın küme küme, akın akın Allâh'ın dînine girdiğini göreceksin. Rabbini düşünerek şanını yücelt ve Allâh'tan mağfiret iste. Çünkü O, tövbe ile kendisine dönenleri kabul eder.
111- TEBBET / BEDDUA SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Tebbet yedâaa ebiylehebivve tebbe. Mâa ağnâa anhü mâalü-hüüve mâa keseb. Se yaslâa nâaran zâate leheb. Vemraetühüü hammâatelhatab. Fii ciydihâa hablüm mim mesed. |
47
|
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla Kötülük yapanın imkanları tükensin. Zaten kendisi kahroldu. Ne malı fayda verdi ona, ne de kazandığı. O, alevli bir ateşe girecektir. Odun taşıyan (zulmün ateşine odun hazırlayan) karısı da. Boynunda, dikenlerden/liften örülmüş bir ip bulunduğu (kötülükleri boynuna dolanmış) halde…
Ebu Leheb ve karısı ifadeleri tasvirdir. Kötülük yapan veyardımcısı anlamında sıfat olarak kullanılmıştır. Kuran’da bazı surelerde kullanılan mükemmel tasvir sanatı bu surede de kullanılmıştır. Kuran'da Tebbet Suresi Niye Var; Namazda Tebbet suresiokunmak suretiyle; bir kötülükle karşılaşıldığında, çaresiz kalındığında, kötülük yapanlar için Allah'tan yardım isteyerek, kötülük yapanların cezalandırılması için Allah'a havale edilir. 112- İHLAS SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Kul hüvellâahü ehad. Ellâahüs samed. Lem yelid ve lem yüüled. Velem yeküllehüü küfüven ehad.
|
|
113- FELAK / ŞAFAK SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Kul euuzü birabbil felak. Min şerri maa halak. Ve min şerri ğaasikınizâa vekab. Ve min şerrin neffâasati fil 'ukad. Ve min şerri haasidin izâahased. Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla
De ki: Yaratılmışların şerrinden, Çöktüğü zaman karanlığın şerrinden. Arabozucuların, sözleşmeleri bozanların şerrinden. Haset edenin, içindeki hasedini dışarıya vurarak kıskananın (şeytanlaşmış melek/cin ve/veya insanın) şerrinden; şafak aydınlığının Rabbi olanAllâh'a sığınırım. 114- NAS / İNSAN - MELEK / CİN SURESİ Bismil-lâ-hir-Rahmân-ir'Rahıym Kul euuzü birabbinâas. Melikinnâas. İlâahinnâas. Min şerril vesvâasilhannâas. Ellezii yüvesvisü fii sudüürinnâas. Minel cinneti vennâas.
Koruyan ve Bağışlayan/Lütfeden Allah’ın Adıyla De ki: “Sığınırım alemlerin Rabb’ine. Alemlerin Yöneticisine. Alemlerin İlahına. Şerrinden sinsice fısıldayanların. Onlar halkın (varlıkların) göğsüne fısıldarlar. O sinsi vesveseci şeytanlar hem meleklerden/cinlerden hem de insanlardandır.
İnsanın varlık iddiasında bulunması geçici ve mecazidir. Akıl, zorunlu ve imkansızın (mevcudun-şimdiki zamanın-geçmiş zamanın) bilgisine vakıf olsa da, mümkünün (imkanın-gelecek zamanın) bilgisine vakıf olamaz. Çünkü zaman, imkanı kuşatmıştır. Zaman kavramı bütün soruların cevabıdır.
Allah vardı. Zaman yoktu. Allah önce zamanı sonra varlığıyokluktan yarattı. Bilinmeyi dileyerek; zamanı, evreni, içinde tüm canlıları (melek-insan-bitki-hayvan) akıllı olarak, sadece melek ve insanı da düşünen, akıllı ve ayrıca bilinçli olarak yaratan, güzelliği, sevgiyi,bilgiyi ve bilmeyi öğreten Allah’ın şanı yücedir. Allah’a ulaşmayı istemekmeleklere ve insanlara kalmıştır, ancak senin istemeni de dileyen kimdir sorusunun cevabı da yine Allah’ın bizatihi kendisidir. Çünkü Allah zamanı ve tüm varlığı kuşatmıştır. Melek ve insana düşen ise acziyetinin farkına vararak ve benlik duvarını aşarak dünyada iken Allah’a ulaşmaktır.
Aslolan sevgidir (şefkat). İnsan kendi benliğinde var olan ve bedeninde içkin ancak bedeninden bağımsız olup, madde ile sonlanmayan bir bilincinin bulunduğunun farkına vardığında mutlak bilgi gerçekliği ile karşılaşır. İnsanın serüveni yeryüzü ile sınırlı değildir.
bilincel@gmail.com İstanbul, TURKEY 21.06.2025, Cumartesi 1 Ramazan (Haziran) 2025, Cumartesi |
|
|
Yorumlar
Yorum Gönder